Batan Geminin Malları Bunlarrr!!!
Risk Paylaşımından Risk Transferine Tarihsel Bir BakışSevgili dostlar,Ticaret tarihi sadece malların, gemilerin, limanların ve paranın tarihi değildir. Aynı zamanda şu sorunun tarihidir:
Kâr kimin, zarar kimin?Dünya deniz ticaretinde yaklaşık 800 yıldır uygulanan çok eski bir kural vardır: General Average, Türkçesiyle Müşterek Avarya.Bu kurala göre, bir gemi fırtınada batma tehlikesi yaşadığında kaptan gemiyi kurtarmak için bazı malları denize atabilir. Ancak kaza sonrasında oluşan zarar yalnızca malı denize atılan kişiye yüklenmez; gemide malı bulunan herkes bu zararı paylaşır. Bu kural, İslam ticaret anlayışıyla da bire bir örtüşür.Çünkü mantık çok basittir:“Hep birlikte kurtulduk, bedelini de birlikte ödeyelim.”Bu sadece teknik bir denizcilik kuralı değildir; aynı zamanda ticaretin en eski ahlaki omurgalarından biridir. Burada risk içselleştirilmiştir; taraflar sadece kazanca değil, kayba da ortaktır.Ancak 19. yüzyıla gelindiğinde dünya değişmiştir. Sanayileşme büyümüş, ticaret genişlemiş, Amerika’da liman şehirleri zenginleşmiş ve gemi sahipleri, tüccarlar ile armatörler büyük servetler kazanmaya başlamıştır.Bu süreçte sermaye sahipleri,“Ben sınırsız risk taşımayayım, ben kaybetmeyi sevmem.”diyerek seslerini yükseltmiştir.Bu düşüncenin hukuki karşılığı olarak Limitation of Liability Act of 1851 ortaya çıkmıştır. Bu düzenleme, Amerika’daki ticaret hukukunun sermayeye sağladığı önemli ayrıcalıklardan biri olarak kabul edilir.Bu yasaya göre, bir gemi battığında gemi sahibi tüm zarardan sorumlu değildir; yalnızca geminin değeri kadar sorumluluk taşır. Yani geminin değeri 10 birim, toplam zarar 100 birimse, gemi sahibi “Ben sadece 10 birimden sorumluyum.” diyebilir.Bu durum şunu ifade........
