RUM SURESİ MUCİZESİ

Rumların Sâsânîleri yeneceğini Kur'ân şu âyetle haber vermektedir:

Rum'lar (Arapların bulunduğu bölgeye) pek yakın bir yerde, yer yüzünün en aşağısında (müşrik olan İranlılara) mağlup oldu; fakat onlar bu mağlûbiyetlerinden sonra, birkaç sene içinde (üç ile dokuz yıl arasında, İranlılara) galip geleceklerdir. Önünde de sonunda da emir Allah'ındır; o gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevinecektir.1

O dönemde pek mümkün görünmeyen Rumların Sâsânîleri yenme olayını Kur'ân açık bir şekilde bildirmiş ve kısa bir tarih içerisinde bu galibiyetin gerçekleşeceğini de haber vermiştir. Bu durumu tarihsel olarak inceleyecek olursak;

7. Yüzyıl Başlarında Bizans ve Sâsânî Mücadelesi

7. yüzyılın başlarında dünya siyasetinde belirleyici konumda olan iki büyük güç Bizans ve Sâsânî imparatorluklarıydı. Bu iki devlet uzun süredir aralıklarla savaşmakta ve bu savaşların büyük çoğunluğu Sâsânîlerin kesin üstünlüğüyle sonuçlanmaktaydı. Özellikle 6. yüzyılın sonlarından itibaren Bizans askeri ve siyasi açıdan zayıflamış, buna karşılık Sâsânîler bölgedeki hâkimiyetlerini giderek artırmışlardı.

Bu sürecin başlangıcında Bizans İmparatoru Mauricius’un, Sâsânî hükümdarı II. Hüsrev’in tahta çıkmasına verdiği destek önemli bir rol oynamıştı. Bu destek iki hükümdar arasında ciddi bir siyasi yakınlık oluşturmuştu. Ancak Bizans’ta gerçekleşen bir darbe sonucu Mauricius ve ailesinin öldürülmesi, bu dengeyi tamamen değiştirdi. II. Hüsrev, kendisini iktidara taşıyan imparatorun öldürülmesini gerekçe göstererek Bizans’a karşı büyük bir savaş başlattı ve bu savaş 603 yılında fiilen başladı.

Savaşın ilerleyen yıllarında Bizans art arda ağır yenilgiler aldı. 613 yılında Antakya ve Şam Sâsânîlerin eline geçti. 614 yılında Kudüs fethedildi ve bu sırada on binlerce Hristiyan hayatını kaybetti. Bu olay Bizans dünyasında büyük bir travma oluşturdu. 615 yılına gelindiğinde Bizans, Ürdün, Suriye ve Filistin’i tamamen kaybetmişti.2

Bu dönemde Sâsânî orduları Kadıköy’e kadar ilerleyerek İstanbul’u doğrudan tehdit etmeye başladı. Aynı zaman diliminde Avarlar ve Slavlar da İstanbul’u kuşattı. Böylece Bizans başkenti tarihte nadir görülen şekilde iki cepheden kuşatma altına girdi. Mağlup olan Bizans savaş sonunda yapılan antlaşma neticesinde; bin yük altın, bin yük gümüş, bin yük ipek, bin at, bin kadın teslim edecektir. Rum imparatorluğu, bütün bu aşağılayıcı şartları mecbur kabul etmek zorunda kalmıştı. Rumların kısa sürede galip geleceğini haber veren âyet tam olarak bu siyasi ve askerî felaket ortamında inmiştir.3

Herakleios’un Tahta Çıkışı ve Umutsuzluk Hâli

Bizans’ın bu ağır yenilgileri sırasında imparatorluk içinde bir darbe daha yaşandı ve Herakleios tahta geçti. Yeni imparator, devletin içinde bulunduğu umutsuz tablo karşısında savaşı durdurmak amacıyla Sâsânî hükümdarına barış mektupları gönderdi. Ancak bu girişimler karşılık bulmadı. Sâsânîler artık mutlak zaferin yakın olduğunu düşünüyordu.

Herakleios, savaşın kaybedileceğine kanaat getirmişti. Bu nedenle İstanbul’daki hazineleri alarak Kartaca’ya çekilmeyi planladı. Fakat dönemin İstanbul başpiskoposu buna engel oldu ve imparatoru devleti savunmaya yemin ettirdi. Bu olay Bizans yönetiminin ne denli umutsuz bir ruh hâli içinde olduğunu açıkça göstermektedir.4

Mekke Toplumunun Tepkisi ve Psikolojik Baskı

Bu gelişmeler yaşanırken Mekke’deki müşrikler Sâsânî zaferlerinden büyük bir sevinç duyuyordu. Bunun temel sebebi Sâsânîlerin putperest olması, Bizans’ın ise İlâhî bir dine mensup bulunmasıydı. Mekkeli müşrikler bu durumu Müslümanlara karşı psikolojik bir silah olarak kullanıyorlardı.

Müslümanlara hitaben putperestlerin, Peygambere inananları yok ettiğini söylüyorlar ve aynı sonun Müslümanlar için de kaçınılmaz olduğunu iddia ediyorlardı. Bu söylem, özellikle Mekke’de baskı altında yaşayan Müslümanlar için ciddi bir imtihan anlamına geliyordu.

İşte bu şartlar altında Rum Sûresi’nin ilk âyetleri nazil oldu. Âyetlerde Bizans’ın yenildiği açıkça ifade ediliyor hatta kısa bir süre (3 ile 9 yıl) içinde tekrar galip geleceği kesin bir dille haber veriliyordu. Bu haber, hem müşriklerin beklentilerine tamamen ters düşüyor hem de mevcut siyasi şartlar göz önüne alındığında son derece iddialı bir öngörü anlamı taşıyordu.

Çünkü Bizans on yılı aşkın süredir sürekli yenilgi almış, ekonomik ve askerî açıdan tükenmişti. İnsan aklıyla bakıldığında Bizans’ın yeniden toparlanması neredeyse imkânsız görünüyordu. Kur’an bu noktada büyük bir risk alıyor gibi görünmekteydi.5

Herakleios’taki Değişim ve Askerî Şartların........

© Habername