Ateizmin Fikri Arka Planı

İlhâd (ateizm), sözlükte “meyledip yönelmek, gerçekten sapmak, emredileni yerine getirmemek, kuşku duymak, mücadele ve münakaşa etmek” gibi anlamlara gelen ilhâd kelâm terimi olarak “Allah’ın varlığı veya birliğini, dinin temel hükümlerini inkâr etmek, bunlar hakkında kuşku beslemek veya uyandırmak, dinî kuralları hafife almak” mânasında kullanılır. İlhâda sapan kimseye mülhid (inançsız) denir.1

Ateizmin Tarihi Seyri ve Sebepleri

İnsanlık tarihinde, insanların aya, güneşe, taşlara, putlara taptıkları çoklukla görülse de ateist oldukları yani bir yaratıcının varlığını reddettikleri pek görülmemiştir. Âdem'den (as) bu yana bütün Peygamberler müşrik kavimlerle -yani Allah’a inanan, fakat putları ona ortak koşan kimselerle- mücadele etmişler ve onları tevhide (tek İlâh inancına) davet etmişlerdir. Keza İslâm’ın ilk döneminden günümüze kadar da İslâm toplumlarında (çok az bir kısım filozofun haricinde) ateist insanlar olmamıştır. İslâm âlimleri toplumda ateistlerle değil, Mutezile, Şia gibi bâtıl fırkalarla mücadele etmişlerdir. Bunun yanı sıra Yeniçağa gelinceye kadar Avrupa da dahi ateizme pek rastlanmamaktadır.

Allah’ı inkâr dediğimiz ateizmin dünya çapında yaygınlaşması, modern zamanlara has bir özelliktir. Orta çağ Avrupa’sında kilise baskısı, kilisenin akla mantığa ters inançları, filozofların kiliseden nefret etmesine ve bilimsel çalışmaların ateizme kaymasına sebep oldu.

Mesela kilise, coğrafi keşiflere çıkmayın, uzun okyanus seyahatleri yapmayın çünkü oralarda dev dalgalar/girdaplar ve farklı yaratıklar var diyordu. Kilisenin bu söylemi asırlarca etkisini göstermiş ta ki coğrafi keşiflerle asılında böyle bir durum olmadığı anlaşılmıştır. Yine Endüljans yani Hıristiyanlıkta, işlenen günahlardan dolayı dünyada çekilecek cezanın belirli şartlar karşılığında kilise tarafından affedilmesi anlamında kullanılıp insanlara para karşılığında cennetten arsa satma durumuna kadar gidilmiştir.2 Bu ve benzeri tüm durumlar haliyle Avrupa'da dinden bir kopukluk meydana getirmiştir. Bu sebeple akılda ve mantık bağlamında dini atıp onun yerine bilimi ikame etmişlerdir. Din sadece kalben inanılacak bir olgudur, akıl ve bilim ise dinden üstündür algısı yani "Fideizm" düşüncesi yaygınlaşmıştır.3

Önceleri filozoflar arasında yaygınlaşan ateizm daha sonra halkı da etkisi altına alarak Avrupa toplumlarını ateist toplumlara dönüştürdü. Batı kültürünün bütün dünya milletlerini etkilemesiyle ateizm bir veba gibi her yere yayıldı. Diğer milletlerin Avrupa karşısında aşağılık kompleksine kapılması ateizmin yaygınlaşmasını kolaylaştırdı. Böylece Hristiyanlık dininin akıldan uzak tutumuna bir tepki olarak ortaya çıkan ateizm mantığı ve aklı ön planda tutan İslâm içinde de aynı mantıkla uygulanmaya çalışıldı. Ve tüm dinlere bir tepki haline dönüştü.

Ateizmin çıkış sebepleri ve yayılışına bakacak olursak;

1-Kilisenin Baskısı

Orta çağ Avrupa’sında kilise toplum hayatına hâkimdi. Bu dönemde Avrupa’da yapılan ilmi çalışmalar daima kilisenin baskı ve tenkidiyle karşılaştı. En küçük bir mesele bile kilisenin bilim adamlarını tekfir etmesine, hatta işkencelerle öldürmesine sebep olabiliyordu. O dönemde Engizisyon mahkemelerince öldürülen insanların sayısının 300.000 olduğu tahmin ediliyor. Bunların 32.000’i diri diri yakılarak öldürülmüştü.4 Kopernik’in kitabı 1616’dan, 1835 yılına kadar 200 yıl boyunca yasak kitap ilan edildi. Meşhur Galileo, Kopernik’in fikirlerini savunduğu için muhakeme edildi, işkence ve ölüm tehditleri yüzünden görüşlerinden vaz geçtiğini söylemek zorunda kaldı. Galileo ölümden kurtuldu, fakat ölünceye kadar ev hapsine mahkûm edildi. Bilim adamlarından Bruno ise, diri diri ateşte yakıldı.5 Kilisenin aşırı baskıcı ve sert hali bilim adamlarında ve halkta büyük bir nefreti netice verdi. Bu nefret Reform ve Rönesans hareketleri sonrasındaki bütün bilimsel çalışmaların dinsiz (seküler) bir mecraya dökülmesinin sebebi oldu. Bedîüzzaman Said Nursi bu konuda şöyle demektedir:

Fransızlarda havâs ve hükûmet adamları elinde çok zaman dîn-i Hristiyânî, bâhusus Katolik mezhebi, bir vâsıta-i tahakküm ve istibdâd olmuştu. Havâs, o vâsıta ile nüfûzlarını avâm üzerinde idâme ediyorlardı. Ve serseri ta‘bîr ettikleri avâm tabakasında intibâha gelen hamiyetperverlerini ve havâs zâlimlerin istibdâdına karşı hücum eden hürriyetperverlerin mütefekkir kısımlarını ezmeye vâsıta olduğundan ve dört yüz seneye yakın Firengistanda ihtilâller ile istirâhat-i beşeriyeyi bozmaya ve hayat-ı ictimâiyeyi zîr u zeber etmeye bir sebeb telakkî........

© Habername