Savaşın Bedeli Yetimler ve Kayıp Nesillerdir...

Savaş kazanan üretmez. Savaş yetim üretir.

Ortadoğu’da savaş bir istisna değil, sistemdir. Ve bu sistemin en ucuz bedeli çocukların hayatıdır.

İran’da savaşın ortasında yaşamını yitiren kız çocukları…Gazze’de enkaz altından çıkarılan bedenler…Suriye’de, Yemen’de, Irak’ta büyüyemeyen nesiller…Rakamlar değişir, coğrafya değişir, ama tablo değişmez.

Amerika Birleşik Devletleri için Ortadoğu, bir jeopolitik satranç tahtasıdır.İsrail için güvenlik stratejisinin genişleme alanı, Rusya için Akdeniz’e inme kapısıdır.

Ve bölge ülkeleri, kimi zaman ideolojik reflekslerle, kimi zaman rejim güvenliği kaygısıyla bu oyunun parçası olur.

Dünyanın neresinde olursa olsun…Bir savaşta çocuklar ölüyorsa, orada sadece bomba değil, vicdan da patlamıştır.

İran’da 160 masum kız çocuğu, ABD ve İsrail’in füzeleriyle savaşın kurbanı oldu.Rakam ister 16 olsun ister 160… Değişen bir şey yok. Bir tek masum can bile bütün siyasi nutukları hükümsüz kılar.

Sivillerin, özellikle çocukların hedef alınması savaş suçudur.Birleşmiş Milletler, çocuk ölümlerini sadece “endişe verici” olarak kayda geçiriyorsa, bu diplomatik bir cümle değil, ahlaki bir iflastır.

Güçlü olanın hukuku yazdığı bir dünyada, zayıf olanın çocuğu ölür.

Asıl can yakıcı soru budur.İslam dünyası sadece kınama bildirileriyle mi var olacak?Ekonomik, diplomatik ve askeri ortak refleks üretmeyen bir coğrafya, sadece seyirci olur.

Sloganla güvenlik sağlanmaz.Duygusal nutuklarla caydırıcılık oluşmaz.Strateji gerekir. Birlik gerekir. Akl-ı selim gerekir.

Ortadoğu’da çocuklar ölüyorsa, bu sadece bir savaşın değil, bir düzenin sonucudur.

O düzen değişmedikçe isimler değişir, haritalar değişir, ama mezar taşları değişmez.

Dün Gazze’de, Irak’ta, Suriye’de, bugün ise İran’da İslam Dünyasında stratejik akıl çökmüştür.

İslam İşbirliği Teşkilatı, kaç kriz anında caydırıcı bir güç ortaya koyabilmiştir?Ortak bir ekonomik ambargo kartı yok.Ortak savunma mekanizması yok.Tek sesli diplomasi yok.

İslam coğrafyası; nüfus var, kaynak var, jeopolitik güç var. Ama ortak akıl yok.Siyasi liderler iç kamuoyuna sert konuşurken, masada sessiz kalıyorsa, bu sadece zafiyet değil, strateji eksikliğidir.

Ümmet bilinci, romantizm değil, kurumsal bir duruş gerektirir.Kolay olan birlik çağrısı yapmak; zor olan ortak bütçe, ortak askeri koordinasyon, ortak diplomatik refleks üretmektir.

Duygusal birlik yetmez. Kurumsal birlik gerekir.

Hiç şüphesiz, Tarihe Geçmek İsteyen Liderler...

Eğer liderler gerçekten tarihe geçmek istiyorsa, savaş yanlısı değil ,diplomasi dilini tesis ederek daha çok füze üreterek değil, daha az yetim bırakarak geçmelidir.Hiç bir zaman savaşın kazananı olmadı ve olmayacaktır.Ama barışın mimarı olarak tarihe mühür basmak mümkündür.

Çocukların öldüğü bir coğrafyada hiçbir siyasi zafer gerçek değildir.

Ve artık şu gerçeği kabul etmeliyiz: Ortadoğu’da sorun cesaret eksikliği değil, stratejik akıl eksikliğidir.


© Habername