Ahlâk ve Hürriyet |
Modern çağ, insanı özgürlük kavramı etrafında yeniden tanımlarken, bu özgürlüğü çoğu zaman nefsin serbestliğiyle karıştırmıştır. Bugünün dünyasında “özgür insan” dendiğinde akla; sınır tanımayan bir birey, arzularını kutsayan bir zihin, kendinden başka otorite tanımayan bir benlik gelmektedir. Bu anlayış, insana özgürlük vaat ederken aslında onu hevasının esiri haline getirmiştir.
Oysa gerçek hürriyet, insanın kendi nefsine karşı kazandığı zaferdir. Bu, vicdanın sesiyle, aklın rehberliğinde ve imanın ışığında yürüyen bir özgürlüktür.
İslâm medeniyeti, insanın iki kutuplu varlığını madde ve mana, beden ve ruh ikilisini dengeleyen bir ahlâk anlayışı inşa etmiştir. Bu anlayışta hürriyet, sorumluluktan kaçmak değil; hakikate yönelmenin adıdır. Risale-i Nur’da Bediüzzaman Said Nursî, hürriyetin özünü şu cümleyle........