Yapay Zekâ İcat Oldu, Akademi Bozuldu mu?
Değerli Dostlar
Bu sabah birdenbire, yapay zeka ile iş tutmuşken nasıl olduysa aklıma “Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu.” sözü gelmesin mi? Ne yapacağımı şaşırdım. Kendi kendime yapay zeka bizim akademik mertliğimizi bozdu mu diye endişeye kapıldım. Bu dünyaya mert geldik, mert yaşadık ve mert gitme çabasında olan biri nasıl endişeye kapılmasın. Oturdum ve aşağıdaki yazı ortaya çıktı.
Değerli Dostlar
“Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu.” sözü, teknolojiyi suçlamak için değil, insanın değişen tavrını açıklama sadedinde söylenmiştir. Hakikatte tüfek bir araçtır; mertliği bozan, onu nasıl kullandığımızdır. İşte bugün benzer şekilde akademinin tam ortasında benzer bir kırılma yaşıyoruz:
Yapay Zekâ İcat Oldu; Akademi Bozuldu ya da Yoksa Bozulmaya Hazırdı
Bu konuda elimizi vicdanımıza koyalım ve şunu söyleyelim: Akademi zaten uzun süredir iyi durumda değildi. Yayın yap ya da silin mantığı, puan toplama yarışı, dosya kabartan ama zihni boşaltan üretimler… Yapay zekâ bu sorunların sebebi değil; ama kusursuz bir hızlandırıcı oldu. Zayıf olanı güçlendirmedi, aksine görünmez kıldı ve sildi, yok etti.
Eskiden eksik ve yetersiz de ola akademik bir çalışma en azından zaman alırdı, kişi ona bir emek harcardı. Şimdi ise değil yetersiz çok üst düzeyde akademik çalışmalar dahi hızlıca üretilmekte.
Parlak Metin, Boş Zihin
Genç bir akademisyen düşünün. Alanına hâkim değil, literatürü yüzeysel biliyor ama yapay zekâyı mükemmel kullanıyor. Bir akşam oturuyor, birkaç iyi komut veriyor. Ertesi gün elinde:
Metni okuyan ilk kişi etkileniyor. Dili düzgün, yapı sağlam. Ama biraz eşeliyorsunuz; sorular başlıyor:
“Bu sonucu nasıl elde ettin?”
“Bu kavramı neden böyle tanımladın?”
“Bu tartışma hangi geleneğe dayanıyor?”
Cevaplar net değil, kaçamak. Çünkü metin var ama tefekkür yok, analiz ve derinlik yok. Akademik üretim bir metin meselesi değildir; metin, düşüncenin sadece gölgesidir. Gölge uzun olabilir ama güneş yoksa anlamsızdır.
Yaşlı Akademisyen, Ağır Ama Temiz
Bir de kıdemli bir akademisyen düşünün. Yapay zekâya mesafeli. Metni yavaş yazıyor, belki dili eskimiş, belki sunumu gösterişsiz. Ama sorduğunuz her sorunun cevabı var. Kaynağını biliyor, gerekçesini savunuyor, itirazı anlayabiliyor.
Bu akademisyen etik dışına çıkamıyor; çünkü zaten akademiyi bir “kestirme yolu” olarak değil, bir mesuliyet alanı olarak öğrenmiş. Yapay zekâ bilmediği için değil, zihinsel terbiyesi buna izin vermediği için sınırı........
