Lâfzın Hâmili, Mânânın Âmili : Hafızlık Eğitiminde Değişim ve "Anlayan Hafız" Vizyonu
İslam medeniyetinin kurucu metni, hayatımızın rehberi ve dünya-ahiret saadetimizin yegâne anahtarı olan Kur’an-ı Kerim, nazil olduğu günden bu yana iki temel sütun üzerinde yükselerek günümüze ulaşmıştır: Hıfz ve Fehm. Yani onu ezberleyerek sadırlarda korumak ve onu anlayarak satırlardan hayata aktarmak. Bu iki sütun, bir kuşun iki kanadı, bir binanın temeli ve çatısı gibidir. Biri olmadan diğeri eksik, biri olmadan diğeri savunmasızdır.
Ancak bugün, eğitimci kimliğimle sahadaki gözlemlerime, akademisyen kimliğimle yaptığım araştırmalara ve bir mümin olarak duyduğum mesuliyete dayanarak acı bir gerçeği itiraf etmek zorundayım: Bizler, yüzyıllardır titizlikle koruduğumuz hafızlık kalesinin sadece dış surlarını tahkim edip, içindeki hazineyi, yani manayı ihmal etme tehlikesiyle karşı karşıyayız.
Gelenek ve Modernite Arasında Sıkışan Hafızlık
Hafızlık, şüphesiz İslam eğitim geleneğinin en köklü, en mukaddes ve en sarsılmaz kurumlarından biridir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir müjdesine nail olmak isteyen her mümin, evladının göğsünde bu nuru taşımasını arzular. Bu arzu, milletimizin genlerine işlemiş, Hafız unvanı ve rütbesi toplumsal hafızamızda her zaman en mutena köşeye yerleşmiştir.
Fakat 21. yüzyılın pedagojik gerçekleri, değişen zihin yapıları ve anlam arayışının zirveye çıktığı bir çağda, yüzyıllar öncesinin metotlarını -ruhunu koruyarak- bugünün idrakiyle yeniden yorumlamak mecburiyetindeyiz. Bugün hafızlık kurslarımızda, İmam Hatip okullarımızda on binlerce gencimiz Kur’an’ı hıfzediyor. Bu, kemiyet açısından iftihar edilecek bir tablodur. Peki, keyfiyet açısından aynı huzuru duyabiliyor muyuz?
Maalesef hayır.
Karşımızdaki en büyük handikap, literatürde ve sahadaki pratiklerde sıklıkla karşımıza çıkan "Ezberleyen ama Anlamayan Hafız" sorunudur . Geleneksel sistemimiz, öğrencinin zihnine Kur’an’ın lafzını / kelimelerini nakşetme konusunda son derece başarılıdır. Ancak o lafzın arkasındaki manayı, o kelimelerin taşıdığı ruhu, ayetlerin iniş sebeplerini ve bugüne bakan mesajlarını öğretme konusunda aynı başarıyı gösterememektedir.
Bir gence Kur’an’ı baştan sona ezberletip, onun ne anlattığına dair tek bir cümle kurduramamak, pedagojik bir eksiklik olmanın ötesinde, Kur’an’ın Hidayet Rehberi olma vasfına karşı bir ihmaldir. Bu durum, hafızlığı bazen sadece törensel bir unvan, bazen sosyal bir statü, bazen de mesleki bir basamak haline getirme riskini doğurmaktadır. Oysa hafızlık, yaşayan bir Kur’an olmak demektir.
Kasa Var, Anahtar Nerede?
Bu durumu ben sıklıkla şu örnekle izah ediyorum: Mevcut hafızlık eğitiminde, evlatlarımızın sırtına içi paha biçilmez mücevherlerle dolu, çok ağır ve........
