“Taş Devrine Döndüreceğiz” Söyleminin Derin Anlamları

Her ne kadar uzmanlık alanım Arapça olsa da, içinde yaşadığımız dünya bizleri zorunlu olarak kendi branşımızın dışına çıkarıyor ve farklı alanlarda araştırmalar yapmaya yöneltiyor. Aslında "alan dışı" görünen bu konular, dolaylı da olsa bir yönüyle kendi uzmanlığımızla temas halindedir.

Bu sohbetimde, isim ve ülke zikretmeden, herkesin yakından bildiği bazı açık konuları analiz edeceğim. Bunu bir endişe veya korkuyla değil; yapay zeka destekli dijital takip ve sansür mekanizmalarına karşı bir tedbir olarak tercih ediyorum.

Analizimizin merkezinde, teknolojik ve askeri bakımdan dünyanın en büyük ülke başkanlarının, yörüngesindeki küçük devletlerle iş birliği yaparak başka uluslar için kullandığı o meşhur tehdit var: “Onları taş devrine döndüreceğiz!”.

Taş devrine döndürme basit ve düşünmeden söylenen bir ifade değil, aksine derin anlamlar içeren, söz sahiplerinin düşünce dünyasını, inancını ve değerlerini şekillendiren bir temel felsefe…

Kibir ve Tuğyan: Firavunlaşan Gücün Anatomisi

İnsanlık tarihi sadece medeniyetlerin yükseliş hikâyesi değil, aynı zamanda güce yüklenen anlamların da yansımasıdır. Bu bağlamda savaş, sadece askeri bir faaliyet değil; her medeniyetin hakikat tasavvurunu ve etik sınırlarını ortaya koyan ahlâkî bir sınav alanıdır.

Kur'an-ı Kerim, gücüne güvenerek başkalarını yok etmekle tehdit eden zihniyeti "kibir" ve "istikbar" kavramlarıyla mahkûm eder. Modern ABD siyasetindeki bu imha dili, Kur’an’ın tasvir ettiği Ad ve Semud kavimlerinin; "Bizden daha güçlü kim var?" diyen o kibirli psikolojisiyle büyük bir benzerlik taşır.

Tarihsel sürece baktığımızda; 1965’te General Curtis LeMay’in Kuzey Vietnam için, 2001’de Bush yönetiminin Pakistan için ve son olarak Trump’ın İran için kullandığı "taş devrine döndürme" ifadesi, aslında bu kadim kibrin modern versiyonudur. İslam literatüründe bu hal "Firavunlaşma" olarak adlandırılır. Bir ulusu moderniteden koparıp ilkel bir döneme mahkûm etme iddiası, Allah’ın mülkünde O’na ortaklık taslamak ve kendini yegâne güç odağı (Rab) olarak görmektir.

"Taş Devri" Retoriği ve Modern Barbarlık

Modern siyasi söylemde yer alan bu tehdit, bir toplumun altyapısını, ekonomisini ve sosyal yapısını tamamen yok etmeyi hedefleyen "topyekûn savaş" anlayışının bir tezahürüdür. Bu yaklaşım sivil-asker ayrımını ortadan kaldırır, toplumsal varlığı hedef alır ve medeniyetin sürekliliğini kasten yok etmeyi amaçlar.

Batı’nın kendi teknolojik........

© Habername