ESKİ RAMAZANLAR

Giden geri gelmiyor, ne insan ne o anlar,Nerdedir özlediğim o eski ramazanlar?!..

Her şeyi ayrı bir zevk; teravih, sahur, iftar,Nimet, bolluk, bereket , iftar sofrasında var..

Babam alır çarşıdan ramazan kumanyası,Şeker, pirinç, hoşaflık ve çarşı makarnası…

Zeytin yağı, margarin, tuz,gaz,ekmek, beyaz un,Bir ramazan boyunca adeta her gün düğün…

Kümeste varsa tavuk, et ihtiyacın ondan,Mümkün mü kırmızı et, gidip-almak kasaptan?!..

Öğlenden sonra başlar, iftar için hazırlık,Öyle bereket var ki, kimseler çekmez darlık..

Hazırlardı ablamlar baklava hamurunu,Her zaman bulamazdık, çarşıdan beyaz unu..

Nar gibi kızarırdı kuzinede baklava,Çilihtalar yapılır sahurda tava-tava… Mis gibi nane kokar, bazı sulu yemekler,Sofra başında herkes, akşam ezanı bekler..

Bazen duyulmaz ezan, bir de boru çalınır,“İftar oldu!..” müjdesi, çocuklardan alınır…

Sofralarda misafir, başlarımızın tacı,Misafirsiz iftarlar, bilsen ne kadar........

© Habername