Yeni yıl adına kalemden düşen
Derdimizi unuttuğumuz zaman, kelimenin anlamını yitirdiğini fark ediyoruz. Kimsenin kimseyi incitmediği, iyi dileklerle yılın başını ağırladığı yıllara gidelim.
Kimse sokaklarda çıplak gezinmezdi, kimse kimseyi boş şeyler adına eleştiri yapıp kalp kırmaz. Yoksulunu gözetir evine yiyecek taşırdı.
İnsanlar fıtrat üstüne yaratılmıştır.
Yine Hz. Peygamber’in şu hadisi, din duygusunun fıtrî olduğunu, fakat kişinin içinde yetiştiği çevrenin ve özellikle ailenin bu duygunun şekillenmesi ve gelişmesinde veya geçici olarak yahut bütünüyle körelmesinde önemli etkiye sahip bulunduğunu göstermektedir: “Her çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra ana babası onu yahudi, hıristiyan veya Mecûsî yapar”(Buhârî, “Cenâiz”, 80, 93; Müslim, “Kader”
Hadisden de rivayet edildiği üzere emanete sahip çıkmak biz anne ve babaların üzerine verilmiş büyük bir mirastır.
Mirasına sahip çık! Bizim görevimiz evlatlarımızı Allah yolunda, iyi biri olarak yetiştirip topluma faydalı bir birey olarak göndermek.
Nasıl mı? Öncelikle adil! Sonra asla yalan söylemeyen! Bir mazlum gördüğün de gözünü kırpmadan onu o ortamdan kurtaran sahip çıkan biri olarak yetiştirmek.
Bugün bizler bunu yapıyor muyuz? Bırakın çocuklarınızı bu doğrultuda yetiştirmeyi; bizler böyle miyiz? Diye kendimize soralım hadi.
Kendi çıkarını gözetmeden mazlum kardeşine sahip çıktın mı hiç?
Bugün bizler bunu yapsaydık bizim evlatlarımızda bu özellikleri taşırdı.
Haya duygusunu abartın! Evet haya duygusu gençlerde asla yok! Yüz kızarması diyelim.........
