We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bu Hayatın En Büyük gerçeği: GİTMEK

1 0 0
09.05.2022

Soğuk bir sabahtı. Aralık ayının son günleri idi. Abilerimle aynı odada uyuyorduk. Bu mevsimde köyde acil işler olmadığı için sabahları namazdan sonra genellikle üşümemek için tekrar yatarlardı köylüler. Günlerdir devam eden bu rutinlik babamın alışılmadık bir hareketle kapıyı çalmadan açması ile bozuldu,

-Kalkın çocuklar komşu Fatma Teyzeniz ölmüş. Cenaze var, mevta defnedilecek yardım edin..

O dakikadan itibaren çocukluk ruhuma taze benliğime “ölüm, cenaze, Fatma teyze, yardım, defn…” kelimeleri misafir oldular. Daha önce ruhumda , özümde bunların pek bir karşılığı yoktu. O gün yapılanları, söylenenleri ( ağıt, gözyaşı, hüzün, tabut, kabir, mezarlık, götürmek, defnetmek, başınız sağolsun, ne yapalım hüküm Allah’ın, İnnalillah ) görünce, duyunca körpe aklıma, duru zihnime ölümle ilgili ilk bilgiler, ilk imajlar gitmemek üzere yerleştiler. Büyüdükçe anladım ki ölüm hayatın, gitmek gelmenin ayrılmaz birere parçası.

Doğduysan öleceksin

Geldiysen gideceksin.

Yaşadıkça ihtiyarlayacak

İhtiyarladıkça yaklaşacaksın "o dönülmez ufka"…

Hayatın en büyük gerçeği olan ölüm, aynı zamanda ömrün/hayatın ayrılmaz bir parçası ve gölgesi.

İlk duyduğumda pek bir şey anlamadığım, bu yüzden tedirginlik ve korkulu bir endişe yaşadığım ölüm olgusu, daha sonraları adeta rutinleşti. En azından başkalarının ölümü sıradan bir hadise gibi gelmeye başladı bana. Daha sonra bu gerçeğin en yakınlarımız üzerinde tezahür etmesi/gerçekleşmesi korku ve endişelerimi duygu ve düşüncelerimi........

© Habername


Get it on Google Play