Sıla-i Rahim Ziyareti |
İslam hiç bir ilişki ve hukuku göz ardı etmez. Bu sebepledir ki bizde bir fincan kahve için kırk yıl hatır biçilir. Bir harf öğreten öğretmene, kırk yıl köle olma mesafesinde hürmet beklenir. Komşuyu komşuya varis kılacağını zannedecek kadar olayın önemine vurgu yapılır.
Sahabe, ölen babasını düşünür ve onun için bir şeyler yapmak ister.
Ebû Üseyd Mâlik İbni Rebîa es-Sâidî (r.a) şöyle dedi:
Bir gün biz Resûlullah’ın (s.a.v) huzurunda otururken Selemeoğulları kabilesinden bir adam çıkageldi ve:
- “Yâ Resûlallah! Annem ile babam öldükten sonra onlara yapabileceğim bir iyilik var mı?” diye sordu.
Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:
– “Evet, onlara dua eder günahlarının bağışlanmasını dilersin; vasiyetlerini yerine getirirsin; akrabasını koruyup gözetirsin; dostlarına da ikramda bulunursun.” (Ebû Dâvûd)
Ata dostunu gözetmek bize nebevi bir sünnettir yani...
Yetti mi? Hayır, yetmedi…
Bindiğimiz hayvana hürmet istenir. “Hayvandır işte” denilmez. Ona bile bir vefa duygusu içinde yaşar Müslüman.
İbn-î Arâbî'ye göre, “bir ağacın altında dinleniyorsan, gölgeleniyorsan bu da bir arkadaşlık sayılır. Eğer bu ağacın suya ihtiyacı varsa ve senin de imkânın varsa, arkadaşlık hakkı gereği ağacı sulaman gerekir.” Oradan sessizce ayrılıp gitmek yok yani…
Yani bir süre beraber olup sonra da “tak sepeti koluna herkes kendi yoluna!" anlayışına asla izin verilmez.
Hz. Ali........