Modern İnsanın Özgürlük Çıkmazı

Modern insan özgür olmak istiyor. İnsanoğlunun özgür olmak gibi bir tutkusu her zaman vardı. Ama içinde yaşadığımız bu çağda daha da çok özgür olmak istiyor. İstiyor ki bir yere bağlı olmasın. Her kararını kendisi versin… Bu nedenle aile kurmakta veya devam ettirmekte bile zorlanıyor.

Modern birey, aile bağlarından inanca kadar her türlü otoriteye mesafe koymak ister. Ancak bu özgürlük arayışı, paradoksal biçimde onu farklı bağımlılıkların içine sürükler. Modern insan, özgürlük söylemini en çok da “Allah’a karşı” kullanmaktadır!.

Lakin çağdaş yaşama ve değerlerine bu kadar çok kendisini kaptıran insan, bu özgürlüğü daha çok Allah'a karşı kullanmak istiyor. Örneğin sigara tiryakileri sigaraya bağımlı olduklarından dolayı şikâyetçi olmazlar. Bu durumdan gayet mutludurlar. Ben ağlayarak sigara içen hiç kimseyi görmedim.

Herhangi bir futbol takımını da tutabilirler. O futbol takımının başarısı için ölümü bile göze alanlar, stadyumlarda “ölmeye, ölmeye geldik…” diye slogan atanların özgürlüğü nerede? Onlar da o takımın bağımlısı olmaktan çok mutlular. Bununla ilgili bir problemleri de yoktur. Arada bir yapılan transferleri, oyun düzenlerini eleştirseler de takımlarını asla değiştirmezler.

İnsanların siyasi görüşleri vardır. Sahip oldukları siyasi görüş zaman içinde tıkanır, çözüm üretemez hale gelir. Hatta bir dizi kaosları yaşar. Ama onlar asla vazgeçmezler. Karşı tarafa elli tane eleştiri oku atarken kendi tarafının bir tane hatasına bile toz konduramaz. Yani onlar için vazgeçilmezdir.

Durum böyle olunca modern insan, gönlünü bir yere bağlamaktan asla şikayetçi değildir. Takımını destekler, siyasete girer, falanca şarkıcının/ oyuncunun veya onun bir parçasının tutkunu olabilir. Burada da bir sorun görülmez. Hatta böyle yapınca daha modern ve özgür(!) birey olurlar. Durkheim’in “kolektif bilinç” kavramıyla açıklarsak: birey, dinî cemaatlerden kopunca boşalan manevî alanı başka topluluklarla doldurur. Bu topluluklar (taraftarlık, parti, fan kültürü) seküler birer “dini topluluk” işlevi görür.

Ancak kalbini Allah'a bağlama, Allah’la rabıta kurma, her işini ona havale etme noktasına gelince özgürlük tutkusu birden alevleniverir. Orada kendi başına olmak ister. Bu nedenle bir yere intisap halinde olmak, rabıta / muhabbet bağı oluşturmak garip gelir. Siyasi düşüncesiyle oluşturacağı rabıtada bir problem yoktur. Lakin manevi bir önderlik........

© Habername