menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kardeş Olmanın Sorumluluğu

7 0
30.12.2025

Kur’an-ı Kerîm’de Rabbimiz müminleri “kardeş” olarak tanımlar ve bu kardeşlik için iman etmiş olmanın dışında başka hiçbir şart koşmaz. Irk birliği, kabile yakınlığı, akrabalık, siyasi görüş benzerliği ya da aynı zevk ve hobileri paylaşmak bu kardeşliğin ön şartı değildir.

Müslümanlar Kur’an’ı çok iyi okuyamasalar veya ayetler konusunda derin bir vukufiyetleri olmasa da, “müminlerin kardeş olduğu” gerçeğini ifade eden bu kısa ayeti bilirler. Hemen herkes bu ayeti duymuş, ezberlemiş ya da en azından telaffuz etmiştir.

Kur’an-ı Kerîm, iman ile kardeş kıldığı bu insanları aynı zamanda “insan” olarak kabul eder. İnsani zaaflarını, beşerî hallerini yok saymaz. Bu nedenle aralarında problem yaşanmasını da tabii görür. Bizim çoğu zaman kabul etmekte zorlandığımız birçok olumsuz haslet kökten yasaklanmaz; bilakis sınırlandırılır ve disipline edilir.

İslam, kardeş olan müminlerin zaman zaman anlaşmazlığa düşmesini yasaklamaz. Bazı ihtilafların yaşanmasını doğal karşılar; ancak onları kendi hallerine de bırakmaz. Çünkü başıboş bırakılan beşerin nerede duracağını ve nasıl davranacağını kestirmek zordur. Nitekim Nisâ Suresi 65. ayet bu konuda nihai ilahî hükmü bildirir:

“Hayır! Rabbine yemin olsun ki, aralarında anlaşmazlığa düştükleri konularda seni hakem kılıp, verdiğin hükme içlerinde en küçük bir burukluk duymaksızın tam bir teslimiyet göstermedikçe iman etmiş olmazlar.”

Yani ihtilaflar, keyfî yöntemlerle değil; hakemlik ve adaletle çözüme kavuşturulacaktır.

Peki, kardeş ilan edilen bu Müslümanlar kavga edebilir mi? Bu da bütünüyle yasaklanmış değildir. Allah........

© Habername