Zikir Mucizesi

Yıllar önce Hatay Dörtyol’da tanıdığım bir arkadaş vardı. Ona bir şey anlatırken verdiği tepkilere çok şaşırır ve imrenirdim. Halen de yapamam.

Şaşırınca ve korkunca “Allahu Ekber” üzülünce “Suphanallah” derdi. Dilini ne güzel alıştırmışsın derdim. Benim bu durumlarda verdiğim tepkiyi kendim bile kınıyorum.

Zikir çekmek, Allah’ı anmak aklımızın ermediği zamanlardan kalan miras bize. Babam da evde sinirlendiğinde “La Havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim,” derdi. Hemen anlardık ve kızacağı bir şey yapmaktan kendimizi sakınırdık. En çok “Hasbünallahü ve ni'mel vekil” derdi. Allah ona anneme uzun ve hayırlı ömür versin.

Namazlardan sonra çekilen tespihe çoğu zaman imkân bulamayız ama bunu başka bir fırsatta yapabiliriz değil mi?

İslam kolaylık dinidir sonuçta. Ne demiş Peygamber Efendimiz “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız.”

İki gram dini bilgimle size nasihat etmek haddim bile değil. Ama ben zikir çektiğimdeki mucizelere hayret ediyorum.

Zikir, Allah'ı anarak kalp huzuru, manevi şifa ve zihinsel odaklanma sağlayan, beyin frekanslarını olumlu etkileyen ve kişide oto-kontrol, sabır ve ihlas gibi özellikleri geliştiren derin bir tefekkür ve ibadet halidir. En faziletli zikirler "Lâ ilâhe illallah" ve dörtlü tesbihat (Subhânallah, Elhamdülillâh, Lâ ilâhe illallah, Allahu Ekber) olarak bilinir.

Yolda yürürken cebimdeki tespihten dilimdeki duadan kimsenin haberi olmuyor. İçimi huzur kaplıyor, inanıyorum. Aklıma ne gelirse dilim ne kadar dönerse gücüm ne kadar yeterse. Ama öyle "sub, sub" diye değil “Suphanallah” diye bastırarak, hissederek…

Sayıları hakkında bilgim yok. Bu konuda sosyal medyada herkes uzman olmuş. 1000 adet şunu okursanız şöyle olur, 99 bunu okursanız böyle olur.

Hani “insan kıymet verdiğine gösterdiği sevgiyi sayabilir mi?” diyorlar ya aynı fikirdeyim. İçinizden geldiği kadar, gücünüzün yettiği kadar olmalı zikriniz.

Ölümün yakın olduğunu her an hissetmelisiniz iliklerinize kadar, çok “La İlahe İllallah” ve “اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ Eşhedü Enla İlahe İllallah, Muhammed’in Rasülullah” demelisiniz.

Ben gücüne ve mucizesine o kadar inanıyorum ki. “Kun fe Yekün” ayeti de bunu ispatlıyor bence. O ol derse oluyor, yoksa yaprak kımıldamıyor.

Buraya yazamayacağım birçok mucizeye denk geldim. Şah damarımızdan yakın olan Rabbimiz bizim içimizi bilmiyor mu? O yüzden bazılarını bizden uzaklaştırıyor belli sebeplerle. Biz sonradan iyi ki diyoruz. O yüzden bazılarından soğuyoruz biz sonradan “iyi ki” diyoruz.

Bir gün çok canım yandı. Damlalar birikmiş göl olmuştu aslında. Dedim ki Allah’ım ben bunu hak etmedim. Tam o sırada çıkan karşıma çıkan duayı okuyup okumamak da tereddüt ettim. Ama gözyaşlarımı, kalbimin kırıklığını beni yaratandan saklamak mümkün mü?

Ertesi gün duyduklarım karşısında “Allahü Ekber!” dedim. İnanılır gibi değildi. Bu kadarını düşünememiştim. Sevinmedim ama üzülemeyecek kadar kırgındım. Allah beni affetsin. Yeğenim bana düşmanlarının listesini gönderme latifesinde bulundu. Kabul etmedim. Bize bizden başka düşman mı var aslında? Nefsimiz bize yetiyor fazlasıyla.

Bol bol “Estağfurullah” demeliyiz, bilmeden işlediğimiz günahlar için.

Bol bol “Elhamdülillah” demeliyiz, sahip olduklarımız için.

Ve bol bol Allahü Ekber diyelim. Onun büyüklüğünü görmek için.

Şu bilgide sayıyla okumayı sevenler için burada kalsın.

Her kim günde yüz kere:

Okunuşu: "Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr."

Anlamı: “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur, sâdece O vardır. O tektir ve şerîki (ortağı) yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O, her şeye kâdirdir/her şeye gücü yeter.” derse o kimse için on köle azâd etmiş sevâbı verilir, yüz hasene yazılır, yüz günâhı silinir, o gün akşam oluncaya kadar bu ona şeytana karşı siper olur. Hiç bir kimse ecir bakımından onu geçemez, ancak bunu ondan fazla söyleyen kimse müstesnâ.”


© Habername