NEDEN HERŞEYE RAĞMEN TÜRKİYE
Merhum Aliya İzzetbegoviç, vefatından hemen önce malumunuz ülkesini Başkan Erdoğan'a emanet etmişti. Çünkü Balkanlar'da Türk demek Müslüman demekti. Sırplar, Boşnak-Arnavut soykırımına koyulduğunda Türkler'i yok etme sloganlarıyla harekete geçmişlerdi. Dolayısıyla Türkiye'siz Balkanlar, yetim kalmış bir ocak manasına geliyordu.Yine malumunuz Pakistan'ın kurucularından olan ve milli şairi sayılan Muhammed İkbal, Pakistan'dan İngiltere'ye uçarken Türk hava sahasına girdikleri anda birden ayağa kalkar ve hazır ola geçer. Çünkü tüm Pakistan gibi sayın İkbal de Hint sahasının dolayısıyla kendilerinin nasıl ve kimler sayesinde İslam'laştıklarını ve yine bu dine Türkler'in asırlarca ne denli hizmetlerde bulunduklarını gayet iyi bilmekteydi. Zira, İstiklal Mücadelemiz sırasında kollarındaki bilezikleri çıkartıp yardım amaçlı gönderenler yine bu coğrafyanın insanlarıydı. Bunların yanında çeşitli yardım kuruluşlarımız vesilesiyle Asya'dan Afrika'ya dünyanın bütün mazlum coğrafyalarında yardım faaliyetlerine katılan ve bu sahalarda Türkiye'ye ne denli sevgi ve muhabbet beslendiğine yakinen şahit olan yazar-çizerlerimizin anlattıkları, kaleme aldıkları da oldukça mestedici vakalardı.Tüm bu anlatılanlar ve bunlara benzer olaylar, her ne kadar hakikatin ta kendisi olsalar da insanın bizzat kendi başına gelmedikçe daha çok gururunuzu olşayan hikaye-masalvari anlatılar olarak kalıyorlardı hafızalarımızda.Amerika'da dil ve yüksek lisans eğitimim boyunca genel olarak hep Vaşhington DC bölgesinde restoran işlerinde çalıştım. İş saatleri içerisinde müsait zamanlarımda yakın olması nedeniyle vakit namazlarımı NW 4. Cadde üzerindeki cemaati Malcolm X'in siyahi gönüldaşlarından oluşan Muhammed Mescidi'nde kılardım. Bunlardan birinde, camiye girdiğimde 4 kişi aralarında oturmuş sohbet ediyorlardı. Selam verdim. Tam namaza duracaktım ki, beraber kılmak istediklerini belirttiler. İkindi namazının sünnetini kılıp, farzına duracakken aralarından biri beni omuzlarımdan tutup ileri itti ve "sen kıldır" dedi. Ben ne kadar kabul etmeyip, imamlık görevini onlara bırakmak istesem de net bir şekilde kabul etmiyorlardı. En sonunda beni imamlık için ileri iten kişi "Sen Türk'sün. Son halifelik sizdeydi. Dolayısıyla bu görev sana düşer," dedi. İnanın şu anda bu sözcükleri yazarken bile tüylerim hala diken diken oluyor. O anki halimi artık siz düşünün. O duygu ve ruh haliyle namazı kıldırdım ama hayatım boyunca unutamayacağım bir........
