11. SİYASETTE YANLIŞLAR (4)


Değerli okuyucu geçen haftaki yazımda sizinle iki okuma parçası kıssa paylaşmıştım. Yazının sonunda bu kıssaların size neyi hatırlattığını veya çağrıştırdığını sormuştum. Ve okuyucularımın büyük çoğunluğunun aynı cevabı vereceğine inandığımı söylemiştim. Evet bu sorunun cevabı yakın tarihimizin en tehlikeli kalkışması olan ve halen tamamen yok olmamış olan FETÖ veya paralel devlet veya paralel yapı tehlikesidir. On yıl önce 15 Temmuzda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dirayetiyle ve milletimizin iman refleksi ve basiretli savunmasıyla bu tehlike savuşturulmuştur. Kendilerini hizmet hareketi olarak adlandıran bu grup kelimenin tam anlamı ile tarihteki Haşhaşi’lere benzemektedir. Bu grup CB Erdoğan’ın veciz tanımlamasıyla alt tabakası ibadet orta tabakası ticaret ve üst tabakası ihanet olan bir yapıdır.
PARALEL YAPI
2002 yılı seçimlerinden sonra AK Parti iktidara geldiğinde kuvvetli bir muhalefet ile karşı karşıya idi. Sadece Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tek başına bir siyasi partiden daha güçlü muhalefet yapmakta, AK Partinin bütün icraatlarını engellemekte ve zorlaştırmakta idi. Diğer partiler de eskiden ve halen olduğu gibi AK Parti ne yaparsa yapsın her şeye muhalefet ediyordu. Medya bu arada bir ön almak düşüncesi ile İmam Hatiplerin tekrar açılmasını ve başörtüsü konusunun çözümünü engellemek için Hükümeti niyet okur tarzda çok yönlü sıkıştırıyordu. Bunun yanında medya diğer memleket hayrına yapılacak hizmetleri de önlemek kısacası AK Partinin başarılarını engellemek için bütün gücü ile muhalefet ediyordu. Bu muhalefete rağmen AK Parti Hükümetlerinin ilk icraatlarından biri medya imparatoru Uzanları mahkum ettirip onları ekarte etti ve baba-oğul Uzanlar yurtdışına kaçtılar. Ayrıca askeri cenahta da AK Partiyi engellemek için muhtelif darbe planları yapılıyordu. Hükümetin her tarafta tuzakların mayınların bulunduğu böyle bir ortamda kendisine destek veren hizmet hareketi ile arasında bir sorun yoktu ve hükümet de onların isteklerini makul karşılayıp yerine getiriyordu. AK Parti 2011 yılına kadar birçok badire atlattı.
Paralel yapının devlette birçok kurumda örgütlendiği çoktandır biliniyordu. Birçok kuruma girişte yapılan sınavlarda kendi elemanlarına soruları vererek sınavları kazanmasını ve böylece emniyette yargıda muhtelif kurumlarda güçlenmeyi başardılar. Bu düpedüz haksızlık hırsızlık ve başkasının hakkını gasbetmek idi. Ama kimse bu örgütlenme ile ne yapacaklarını bilmiyordu. Emniyet ve yargıda ve orduda paralel yapı mensupları o zaman AK Partiye yardımcı oluyorlardı. Bu yapının samimi dindar ve mütedeyyin tabanının bugün olup bitenlerin o günden olacağına binde bir ihtimal vereceklerini sanmıyorum. Ben şahsen iki yıl öncesinde dershane tartışması başlamadan bu yapının bu güç ile neyi hedeflediklerini ne yapacaklarını düşünüyordum. Bu yapı dini bir cemaat olarak başlayıp uluslarası bağlantıları olan ve devleti ele geçirmeye çalışan illegal bir örgüt olarak ortaya çıktığında herkesin gözü faltaşı gibi açılmış oldu. Üst yapı ve üst akıl bu güce erişinceye kadar yaklaşık kırk yıl hazırlık yapmış, ince ince ve adım adım bir strateji uygulamış ve devletin en önemli kurumlarında kilit noktalara hakim olmuş ve kadrolaşmayı büyük ölçüde tamamlamıştı. Yapı gücünden ve kendinden gayet emin, bir üst akılla hükümete ve iktidara savaş açmış, neredeyse devleti anahtar teslim ele geçirecek duruma gelmişti.
Hükümet ile Hizmet Hareketi arasında on yıl boyunca bir sorun ortaya çıkmamıştı. Ta ki MİT Müsteşarını tutuklama teşebbüsüne kadar. Bu olay bence birinci kırılma noktası idi. İkinci kırılma dershanelerin kapatılması konusunda oldu ve 17-25 Aralık Savcı operasyonlarında kılıçlar çekilmiş oldu.
Burada MİT veya Hükümet bu durumu fark etmedi mi veya zamanında niye müdahale etmedi denirse şahsi........

© Habername