Parazit Kutsallık: Kudüs'ten Silikon Vadisi'ne |
Kudüs'ün arka sokaklarında kadim bir çelişki yürür: Sırtında siyah cübbe, elinde Tevrat — ama onu koruyan tüfek sekülerdir.
Tel Aviv'in yüksek teknoloji merkezlerinde ise modern bir paradoks işler. Ekran başındaki bir mühendis; hissetmeyen, vicdan azabı çekmeyen ama "kimin öleceğine karar veren" yeni bir ilahı, yapay zekayı kodlar.
İki farklı dünya, iki farklı yüzyıl — ama aynı hastalık: Parazit Kutsallık.
Kudüs'teki fanatik "Tanrı bizi seçti" der, Tel Aviv'deki teknokrat "Tanrı'yı biz aştık" der. İkisi de yetkiyi kullanır, sorumluluğu başkasına yıkar.
İmtiyazlı Fanatizm: "Benim Yerime Sen Öl"
İsrail'deki Ultra-Ortodoks (Haredi) mahallelerinde zaman durmuş gibidir. Ancak bu duran zamanın bedelini, dışarıda akan kan öder. İsrail nüfusunun 'ünü oluşturan bu kesim, "Tevrat çalışmak dünyayı korur" teziyle askerlikten muaftır.
Bu, tarihte eşi görülmemiş bir sosyolojik vakadır: "Kutsal olan benim, ama beni korumak için günahkâr (seküler) olan sen öleceksin."
Bu eleştiri, Musevilik inancına değil, onu bir "dokunulmazlık kalkanı" olarak kullanan siyasi fanatizme yöneliktir.
İnanç, özünde insanı sorumluluk almaya iter. Ama burada bambaşka bir şey oluyor: İnanç, bir konfor alanına dönüşmüş. Tıpkı bozulmuş bir yemek gibi. Taze tavuk besler, iyileştirir. Ama bozulmuş tavuk zehirler, öldürür. Bugün yaşanan, bir grubun "bozulmuş inanç" adına hem kendi halkını hem dünyayı zehirlemesidir.
Silikon Vadisi'nin Tetikçisi: "Lavender"
Diğer tarafta ise........