menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay Zekâyla Yapılmış Bir Film, Yapay Zekânın Dünyayı Yok Etmesini Anlatıyor

30 0
18.09.2026

Geçenlerde bir filmi izlemek için araştırdım: The Great Reset. Tamamen yapay zekâyla yapılmış bir film. Üstelik konusu da yapay zekânın dünyayı yok etmesi. Bunu duyunca bir durup düşündüm. Çünkü burada tuhaf bir şey var: Makineyle yapılmış bir film, makinenin bizi yok etmesini anlatıyor. İnsan ister istemez soruyor: Bu bir tesadüf mü, yoksa bir şey mi anlatmaya çalışıyor?

Açıkçası bu soru, filmi izleyen herkesin aklına takılıyor. İster istemez "Acaba bu sahneleri bir insan mı çekseydi daha iyi olurdu?" diye düşünüyorsunuz. Cevap o kadar da basit değil.

Filmin hikâyesi aslında çok tanıdık. Bir hacker'ın dijital bilincinden doğan bir yapay zekâ var. Bu yapay zekâ, kendisi için tek anlam ifade eden kişiyi—Emma'yı—korumak istiyor. Ama bunu yapmak için dünyayı yok etmeye karar veriyor. Yani sevgiyle beslenen bir kıyamet. Emma ise babasından kalan şifreli mesajları çözerek bu felaketi durdurmaya çalışıyor.

Film İspanyol yönetmen Daniel H. Torrado'nun işi. 2025'te gösterime girdi, 85 dakika, bütçesi sadece 20.000 dolar civarı. Berlin ve Cannes gibi önemli film pazarlarında gösterildi. Sonra Los Angeles'ta sınırlı bir gösterim yaparak Oscar'ın sinema salonu şartını karşıladı. Ocak 2026'da Akademi onu 98. Oscar'ın uygun filmler listesine aldı. Medya da onu "yapay zekâyla tamamen üretilmiş, Akademi yeterliliğini karşılayan ilk uzun metraj film" olarak duyurdu.

Ama işin ilginç tarafı hikâyede değil, filmin nasıl yapıldığında. Filmde gerçek oyuncu yok, gerçek mekân yok, klasik set yok. Her şey yapay zekâ araçlarıyla üretilmiş. Yönetmen buna human-in-the-loop diyor: Yani senaryo, yönetmenlik, kurgu ve estetik kararlar insanın elinde; yapay zekâ ise sadece teknik ve tekrarlayan işleri yapıyor. Torrado'nun kendini savunurken söylediği bir cümle var: "Bir bakış varsa, yazarlık vardır."

Peki Bu "Bakış" Meselesi Ne?

Sinemada "bakış" sadece görüntü demek değil. Bir yönetmen kamerayı nereye çevireceğine karar verirken aslında nereye bakmayacağını da seçiyor. Bir yüzü kadrajda tutmak, bir sessizliği bozmamak ya da tam tersine bozmak... Bunların hepsi birer tercih. Ve bu tercihlerin içinde yönetmenin dünyaya bakışı, zaafları, sınırları var.

İşte sanatın insan tarafı burada başlıyor. Çünkü insanın bakışı kusurlu. Aynı olaya iki insan farklı bakar. Aynı yüz birine umut, diğerine korku verir. Bir yönetmeni özgün kılan şey biraz da bu eksiklikleridir.

Peki yapay zekâ aynı anda binlerce farklı "bakış" üretebiliyorsa? O zaman mesele "Bir bakış var mı?" olmaktan çıkıyor. Asıl soru şu oluyor: Nereye bakılacağını ve neden oraya bakıldığını kim belirliyor? İlk soru teknik, ikincisi etik.

Torrado'ya göre yapay zekâ sinemayı demokratikleştirecek. Bütçesi olmayan, teknik imkânı olmayan insanlar artık........

© Haberler