Dış ticaret fazlası veren bir ülke olabilir miyiz?
Türkiye ekonomisinin yıllardır değişmeyen sorunlarından biri dış ticaret açığı. Büyüdüğümüzde ithalatımız artıyor, üretim arttığında ara malı ve enerji ithalatımız yükseliyor, ihracat rekorları kırdığımız dönemlerde bile dış ticaret açığını konuşmaya devam ediyoruz.
Ama önce meseleyi doğru tarif etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin dış ticaret fazlası vermesinin yolu ithalatı yasaklamak, vergileri yükseltmek veya gümrük duvarlarını sürekli artırmak değil. Asıl mesele, Türkiye’nin üretirken ne kadar ithalat yapmak zorunda kaldığıdır.
Ağustos 2026'da yaklaşık 23,5 milyar dolarlık ihracata karşılık 28,7 milyar dolarlık ithalat yaptık. İmalat sanayisinin toplam ihracatımız içerisindeki payı yüzde 93 seviyelerinde olmasına rağmen dış ticaret açığı vermeye devam ediyoruz.
Demek ki problem üretmemek değil; üretirken ithalata fazla ihtiyaç duymak.
Enerjiyi, ara malını, teknolojiyi, makineyi ve birçok kritik girdiyi dışarıdan alıp burada üretim yapıyor, sonra ürettiğimizi dünyaya satmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla ihracatı artırırken aynı anda ithalatı da büyüten bir ekonomik yapı ortaya çıkıyor.
100 dolarlık ihracatın içinde kaç dolar Türkiye var?
Bence artık ihracat başarısını sadece milyar dolarlarla ölçmekten vazgeçmeliyiz.
Asıl sormamız gereken soru şu:
100 dolarlık ihracat yaptığımızda bunun kaç doları Türkiye'de kalıyor?
100 dolarlık ihracat yapabilmek için 80 dolarlık ithal girdi kullanan sektör ile aynı ihracatı 30 dolarlık ithal girdiyle gerçekleştiren sektörü aynı kefeye koyamayız.
Yeni ihracat politikamızın merkezinde bu nedenle net ihracat ve Türkiye'de bırakılan........
