menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kutsal Kitaplardan Masalara Bir Akdeniz Efsanesi: Zeytinyağının İhanet Treninden Asırlık Ağaçların Rönesansına Yolculuğu

31 0
27.08.2026

Kutsal Kitaplardan Masalara Bir Akdeniz Efsanesi: Zeytinyağının İhanet Treninden Asırlık Ağaçların Rönesansına Yolculuğu

Geçtiğimiz günlerde Hilton Harbiye’deki bir davet öncesinde masaya gelen taze sıkım, ekşi mayalı ekmek eşliğindeki tadımlık zeytinyağının kokusu, zihnimi Akdeniz’in binlerce yıllık kadim geçmişine götürdü. Garsonun “Bu yağ, yüz yıllık bir zeytin ağacının meyvelerinden süzüldü.” sözü, yalnızca bir ikram sunumu değildi; bu toprakların öz kültürüne yazılmış bir hürmet belgesiydi.

Peki, anavatanı Doğu Akdeniz ve Kuzey Mezopotamya olan bu “sıvı altın”, nasıl oldu da kendi coğrafyasında bir dönem gözden düşürülmek istendi?

BİR KÜLTÜREL KIRIM HİKÂYESİ: “ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN”

1950’li yıllar, Türkiye’nin ekonomi ve tüketim kültüründe derin kırılmaların yaşandığı bir döneme işaret eder. Marshall Planı kapsamında ülkeye giren Amerikan mısır özü yağı ve yeni kurulan margarin fabrikalarına pazar yaratmak adına, Cumhuriyet tarihinin en büyük propaganda hamlelerinden birinin başlatıldığı ileri sürüldü.

Zeytinyağının “ağır koktuğu”, “kanser yaptığı” ve “köylü işi olduğu” algısı işlenirken, halkın diline pelesenk edilen o meşhur türkü piyasaya sürüldü: “Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman...” Türküde zeytinyağı yerilirken, yerli basma kumaşın yerine Amerikan yardımı kapsamında gelen sentetik (naylon) kumaşların özendirildiği öne sürüldü. Binlerce yıllık zeytin ağaçlarının........

© Haberler