Sahip olduklarınıza sıkı sıkı sarılın

Hayatımız da bizim için çok önemli olan şeylerin kıymetini hep kötü bir olay başımıza geldiğinde anlarız.

Ya ciddi bir trafik kazasında,ya mezarlıkta, bir sevdiğimizi toprağa verirken ya da kendimizin önemli bir hastalığını haber aldığımızda.

Hemen ilk aklımıza gelen ne olur?

SEVDİKLERİMİZ…

Uçaklar ikiz kulelere çarptığında, ilk aradıkları sevdikleriydi, iş yerleri değil.

Görüşmelerinde nefret, kin ya da intikam duyguları yoktu.

Hepsi de sevgi mesajları göndermişti sevdiklerine.

Belki de söylemekte geç kaldıkları.

Nedense bazı insanlar, bazılarına karşı çok naziktirler, çok sevecendirler.

Ama iş yakınlarına gelince onlara olan davranışlarına aldırmazlar, dikkat etmezler.

Yabancılara karşı son derece düşüncelidirler de, sevdiklerinin ne düşündüğünü, onların beklentilerini hiç umursamazlar.

Aslında kötü bir niyetleri de yoktur.

Onları çok sevmekten, benimsemekten, sahiplenmekten hatta ilişkiyi otomatiğe bağlamaktan kaynaklanır.

Hep şu hataya düşeriz;

Onlar, nasıl olsa sevdiğimizi biliyorlar, söylemeye ne gerek var ki?

İşte bu karşımızdakini ihmal etmeye başlamamıza ve bazen de istismar etmeye kadar gider.

Oysa hangi yaşta olursak olalım hepimiz, gencimiz, ihtiyarımız sevilmek isteriz.

En önemlisi sevildiğimizi duymak........

© Habererk