Bir öğretmen öldürüldüğünde |
İlk kez dil tutuklu,kelimeler yetersiz.
Böyle bir acının ardından tüm kalemler, sadece yazmak için değil vicdanları ayağa kaldırmak için yazmalı.
Böyle bir acı karşısında sessiz kalmamak,sorumluları göreve çağırmak bu şiddet sarmalınada dur demek herkesin görevi olmalı.
Çünkü,bir öğretmen öldürüldüğünde yalnızca bir insan hayattan koparılmaz.
Bir sınıfın ışığı söner.
Bir çocuğun yarım kalmış cümlesi susar.
Bir annenin Hocam, emaneti size diyerek bıraktığı umut parçalanır.
Bugün sadece bir öğretmeni değil,nezaket,bilgi ve geleceğe dair umutlarımızı da toprağa verdik.
Bir öğretmenin hayatını adadığı okul koridorlarında şiddete kurban gitmesi,toplumsal bir çürümenin sonucudur.
Okullar, şiddetin sığınağı değil, bilimin,sevginin hoşgörünün kalesi olmalı .
Bir öğretmen sadece ders anlatmaz.
O, geleceği inşa eder.
Toplumu ayakta tutan görünmez kolonlar dan biridir.
Mustafa Kemal Atatürk “Öğretmenler; yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” derken bir meslek grubuna değil, bir milletin kaderine işaret ediyordu.
Bir öğretmene yönelen şiddet, aslında geleceğe yönelmiş bir tehdittir.
Bu ülkede öğretmenlik; kimi zaman sobası yanmayan köy okulunda üşüyerek, kimi zaman kalabalık şehir sınıflarında yorgun düşerek, kimi zaman da değersizlik hissiyle mücadele ederek yapılır.
Çünkü öğretmenlik bir maaş değil, bir vicdan meselesidir.
İnsanı sevme meselesidir ve bir yaşam biçimidir.
Bir öğretmen öldürüldüğün de sadece bir hayat değil, bir toplumun güven duygusu da yaralanır.
“Okul güvenli midir?” sorusu, artık sadece bir idari mesele değil, bir ahlâk meselesidir.
Şiddetin normalleştiği bir yerde önce dil sertleşir.
Ve en sonunda bir toplum, kendi yetiştirdiği evlatlarını kaybetmeye başlar.
Bugün bir öğretmeni şiddet nedeniyle toprağa veriyorsak, yarın çocuklarımıza neyi miras bırakıyoruz?
Bir öğretmenin ölümü karşısında en tehlikeli şey, birkaç gün üzülüp sonra unutmaktır.
Çünkü unutulan her acı, tekrar etme cesareti bulur.
Artık kınama cümleleri duymak istemiyoruz. Yapılması gereken nettir:
Eğitim kurumlarını korumak, öğretmenin itibarını yeniden inşa etmek, şiddete karşı sıfır toleranslı bir toplumsal bilinç oluşturmak,gerekli yasal önlemleri almak.
Bu yaşanan acı olay, eğitim camiasının artık sabrının sınandğı ve tahammülün bittiği son noktadır.
Bir öğretmenin ,öğrencisi tarafından katledilmesi, okullardaki güvenlik zafiyetinin ve öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasının en ağır bedelidir.
Toprağa düşen her öğretmen için bir söz vermek gerekir:
Artık,kalemleri kırdırmayacağız.
Çocukların umutlarını susturmayacağız.
Şiddeti kader gibi kabullenmeyeceğiz.
Çünkü öğretmenler giderse, ışık gider,geriye karanlık kalır.
Ve hiçbir toplum, karanlıkta büyüyemez.
Lütfen son acımız olsun