menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Başlangıç eşit değilse, sonu ne belirler?

28 0
21.03.2026

Eşit koşullarda başlamadığımız bu dünyada kaderimizi değiştirebilir miyiz?

“Dünyaya fakir gelmek senin suçun değil; ama fakir kalmak senin suçundur” diyor *Bill Gates.*

Bu söz, yüzeyde sert; ama özünde emeğin ve çabanın gücüne yapılan bir vurgu.

Gerçekten de yaşamda herkes; bilgisi, becerisi, emeği ve azmi kadar kazanır mı?

Bilgiye değer vermeyen, kendini geliştirmeyen biri ile sürekli öğrenen, çalışan, üreten bir insan eşit olabilir mi?

Ancak burada durup şu zor soruyu sormak gerekir:

Yaşam gerçekten herkese hak ettiğini verir mi?

Yoksa insan,insanın kurdu olduğu, adaletin çoğu zaman yalnızca bir ideal olarak kaldığı bir dünyada mı yaşıyoruz?

Bugün hepimiz biliyoruz ki;

Yasalara uyar gibi görünüp, onları sinsice ihlal edenler var.

Devlet sınavında 90 alana mülakatta 30 verilip, hakkı elinden alınan gençler var.

Dostluk, arkadaşlık, hatta inanç gibi en kutsal değerlerin arkasına saklanıp insanların duygularını istismar edenler var.

Peki bu tablo karşısında ne yapacağız?

“Nasıl olsa kazanan hep haksız olan” deyip mücadeleden vaz mı geçeceğiz?

Yoksa “zaferin büyüklüğü, mücadelenin büyüklüğü ile ölçülür” diyerek yolumuza devam mı edeceğiz?

*Nâzım Hikmet* in o sarsıcı sözü kulağımızda çınlar:

“Ölüm bile adil değil; ölümün adil olması için hayatın adil olması gerekir.”

COVID-19 salgınının ilk günlerinde ne denmişti?

“Hastalık zengin-fakir ayırmaz, hepimiz eşitiz.”

Zenginler testlere, ilaçlara, aşılara daha hızlı ulaştı.

Kendilerini izole edebildiler.

En iyi hastanelerde tedavi oldular.

Diğerleri ise randevu almak için günlerce bekledi.

Sağlığa erişim bile ekonomik güce bağlı hale geldi.

Bugün de durum farklı değil:

Paran kadar yaşam kalitesi…

Peki bu düzen adil mi?

İşte tam bu noktada, *Şems-i Tebrizi* nin o derin sözü yolumuzu aydınlatır:

“Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir; ama tüm dönemeçler yolcuya aittir.”

Yani ne hayatın mutlak hâkimiyiz…

Ne de tamamen çaresiziz.

Evet, hayata eşit başlamadık.

Ama nasıl devam edeceğimiz, nasıl direneceğimiz ve nasıl bitireceğimiz bize bağlı.

Hayatın adil olmaması, mücadeleden vazgeçmek için bir gerekçe değildir.

Tam tersine, daha bilinçli, daha güçlü ve daha kararlı olmak için bir sebeptir.

Çünkü adalet, kendiliğinden doğmaz.

Adalet; bilinçli bireylerin, doğru tercihlerin ve birlikte verilen mücadelenin sonucudur.

Her gün kendimize şu soruları sormalıyız:

Bugün kendim için ne yaptım?

Başkaları için ne yaptım?

Ülkem için ne yaptım?

En son kimin hayatına dokundum?

Haksızlık karşısında sustum mu, yoksa ses çıkardım mı?

“Hayat adil değil” diyerek mazeret mi üretiyorum,

Yoksa şartlar ne olursa olsun mücadele mi ediyorum?

Biz hayata adil başlamamış olabiliriz.

Ama nasıl bir iz bırakacağımıza biz karar veririz.

Çünkü kader, başlangıç noktasıdır.

İnsanın kendi iradesidir.


© Habererk