We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

ATAM VALLAHİ İZİNDE DEĞİLİZ

5 0 2
29.05.2020

Atam olmakla her zaman gurur duyduğum Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a geldi ve beni yanına çağırarak şöyle dedi:

“Evladım gel şöyle şu Bizans’tan aldığım İslambol’u gezelim bakalım neler var neler yok.”
Atam Fatih’i çok sevmeme rağmen bu teklifi karşısında çok korktum ve endişeye kapıldım. Ama Fatih gibi bir atanın emrine uymazlıkta etmedim/edemezdim. Benim arabaya binerek Sefaköy’den yola çıkacaktık ki gözüne bir içki satılan yer ilişti:

Sordu:
“Evladım burası ne? İçki mi satılıyor? ”

Soru karşısında utandım ve iliklerime kadar terledim. Kem küm ettim ama doğru dürüst bir cevap veremedim. Benim şaşkınlığını anlayan Atam Fatih, “Evladım, bu ne rezalet. Hani burası İslam diyarıydı. İslam diyarında Allah’ın lanetlediği bir içkiyi satmaya kim izin veriyor?” dedi.

Çaktırmadan yüzüne baktım, yüz hatlarından çok kızmış görünüyordu.

Çaktırmadan arabayı çalıştırdım ve ana yola çıkmak için hareket ettik. Tam ana yola çıkacağımız sırada billboardlardaki banka reklamları gözüne ilişti.

“Yavrum bunlar ne? Banka ne demek? Faiz veriyormuş galiba. Bu densizler faizin dinimizde haram olduğunu bilmiyor mu? Faizin zerresiyle iştigal eden kişinin Allah(cc)’a ve Resulullah’a (sav) savaş açtığını bilmiyor mu bunu yapan gafiller?”

Boru gibi soru derler ya. Buyur cevap ver bakalım. Tabii ki adeta nutkum tutuldu, başımı önüme eğmek zorunda kaldım ve bir şey diyemedim.

D 100 yoluna çıktık ve Şirinevler’e doğru ilerlerken sağımızda 5 boynuzlu pardon 5 yıldızlı bir otelin reklamını gördü. Reklamda “Gazinomuz açıktır.” Yazıyordu ve reklamda bir Rulet masası vardı.

Zeki biriyle seyahat etmek kolay değildir. Atam çok zeki biriydi. Reklamı görünce sordu:
“Evladım bu otel denilen yerlerde kumar mı oynatılıyor. Bu densizler kumarın, içkinin ve fal oklarının (şans oyunları) Şeytanın pisliklerinden olduğunu bilmiyor mu? Bu ne gaflet?”

Öyle utandım öyle utandım ki neredeyse direksiyonun altındaki boşlukta kaybolacak hale geldim.

Atam iyi ki “Milli piyango” adıyla milli(!!!) bir kumar işinin bizzat devlet tarafından organize edildiğini bilmiyordu. Hele bir de bu “Milli Piyangonun” başında ömrün İslami bir davaya adamış ve bu hususta ciddi bedeller ödemiş Timurtaş Hocanın oğlunun olduğunu bilseydi ne derdi?

Başka şeyleri görmesin diye arabanın gazına yüklendim. Tam Aksaray’a geldiğimizde yarı çıplak hatunlar gözüne ilişti.

“Evladım bunlar kim? Neden çıplak gezerler de İslam’ın tesettür emrine uymazlar? Yoksa bunlar Avrupa’dan ülkemize gelen turistler mi?”

“Yok Atam, bunlar bizim yerli turistler. Hepsi de Müslüman ama İslam’ın tesettür emrini çiğniyorlar.” Diyemedim. Yine sustum ve arabanın gazına biraz daha fazla basmaya başladım.

Beyazıt’tan geçerek hızla Ayasofya’ya doğru ilerledik. Arabayı park ettim. Tam Ayasofya’nın dış kapısından içeri girecektik ki gözüne “Ayasofya Müzesi” tabelası ve “Giriş 72 TL” yazısı ilişti.

“Evladım bu ne? Ben burayı fethin sembolü olarak Cami yapmadım mı? Millete vakfetmedim mi? Hangi densiz burayı müze........

© Habererk