Ülkücüler, Dostluklar ve Siyaset |
Bizim kuşağın dostlukları parti binalarında başlamadı.
Kongre salonlarında da değil.
Bizim arkadaşlıklarımız, Ülkü Ocaklarının dar koridorlarında, soğuk kış akşamlarında içilen çaylarda, afiş yapıştırırken tutulan merdivenlerde, karakol önlerinde sabahlamalarda ve yıllarını mahpushanelere sığdıran zamanlarda kuruldu.
Yani siyasetle değil, dava duygusuyla başladı.
Önce omuz omuza durmayı öğrendik.
Sonra konuşmayı.
Sonra tartışmayı.
Ama en başta şunu öğrendik; aynı istikamete bakıyorsak, gerisi teferruattır.
Aradan yarım asra yakın zaman geçti.
Kimi memur oldu, kimi esnaf, kimi avukat, kimi gazeteci… Kimi aktif siyasetin içinde kaldı, kimi kenara çekildi.
Birçoğumuz farklı partilerde, farklı çizgilerde yürüdü.
Ama ne oldu biliyor musunuz?
Dostluklar kaldı.
Çünkü biz siyaseti araç, kardeşliği esas sayan bir gelenekten geliyorduk.
Siyasi tercihler değişebilirdi. Bu normaldi.
Hayat değişiyor, şartlar değişiyor, insanlar farklı mecralara savrulabiliyor.
Kimse kimseye “neden başka yerde siyaset yapıyorsun” diye düşman kesilmezdi.
Çünkü herkes şunu bilirdi; niyet belliyse, istikamet belliyse, yöntem farklı olabilir.
Ama son........