Emekli İkramiyesi ve Sosyal Devlet İlkesi
Türkiye’de milyonlarca emekli için bayram ikramiyesi artık sadece sembolik bir ödeme değil, emeklilik gelirinin fiili bir parçası haline gelmiş durumdadır. İlk kez 2018 yılında verilen bu ödeme, aradan geçen yıllarda düzenli biçimde uygulanarak toplumsal beklenti ve hukuki meşruiyet kazanmış ve bir hak niteliğine dönüşmüştür. Bu nedenle emeklilere verilen bayram ikramiyesinin artırılmadan aynı şekilde verilmesi, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal devlet ilkesi açısından da tartışılması gereken bir konudur.
İkramiyenin Doğası: Sosyal Destek mi, Kazanılmış Hak mı? Başlangıçta emeklilere bayram öncesinde verilen ikramiye, hükümet tarafından bir sosyal destek olarak sunulmuştu. Ancak her yıl düzenli şekilde verilmesi, milyonlarca emeklinin bütçesinde yer etmesi ve kamu otoritelerinin bunu sürekli uygulaması, bu ödemenin fiilen süreklilik kazanmış bir hak olarak algılanmasına yol açmıştır.
Hukuk ve kamu yönetimi literatüründe bir uygulamanın süreklilik, düzenlilik ve beklenti yaratması, ona “kazanılmış hak” niteliği kazandırır. Emekliler açısından bayram ikramiyesi artık tam da böyle bir noktadadır. Yani kazanılmış bir haktır.
Ancak bu kazanılmış hakkın enflasyon karşısında eridiği de ortadadır.
Bu erime nedenle emekli ikramiyesi sorununun ön plana çıkarılması gereken boyutu satın alma gücüdür. Türkiye gibi yüksek enflasyon yaşamış ve halen yaşamakta olan bir ekonomide nominal tutarın yıllarca aynı kalması, fiilen gelirin azalması anlamına gelmektedir. 2018 yılında verilen ilk bayram ikramiyesi, o günkü fiyatlarla emekli için anlamlı bir destek oluşturuyordu. Ancak yıllar içinde yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle aynı nominal tutarın korunması, gerçekte emeklilere verilen desteğin ciddi biçimde erimesi sonucunu doğurmuştur.
Ekonomik açıdan bakıldığında bu durum, reel gelir kaybı anlamına........
