We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yahya Kemal Beyatlı ve Arif Nihat Asya’dan günümüzün riyakârlarına sesleniş

8 0 6
27.05.2020

2020 yılı gerçekten de farklı bir yıl oluyor. Dünyayı kasıp kavuran Korona Virüs belası adeta hayatımızı alt üst etti ve etmeye de devam edeceğe benziyor. Türkiye’de değişmeyen yalnızca siyasetin ayrıştırıcı, ötekileştirici tutum ve söylemleri. Özellikle -ve ne yazık ki- iktidar tarafının tuttuğu yol bu. Onun içindir ki normal olarak birileri “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dediği zaman hemen bir parantez açarak “Türkiye hariç” diyor, hiçbir işimizin ele benzememesine şaşırıp hayıflanıyorum.

Televizyon ekranlarında, kameralar karşısında “Ölüm listesi hazırladıklarını, bunun için hazırlıklı olduklarını” ilan edip “Karınızı kızınızı elimizden kim kurtaracak” diye kin kusanlar adeta göstermelik bir ifade alındıktan sonra serbest bırakılır, İzmir’de cami minarelerinden yükselen bilmem ne müziğini yayınlayan soysuzlar her türlü teknik imkâna rağmen ortaya çıkarılamaz. Gerçekten de rahmetli Karakoç üstadın o müthiş mısraı giderek daha da önem kazanıyor: “Adalet felç oldu, yürür değnekle!”

Bu hengâme, bu karmaşa İnşaallah kısa zamanda son bulur ve akl-ı selim galip gelir. Geçelim başlıktaki konumuza.

Buruk bir bayram yaşadık. Evlatlar anne babalarıyla, dedeler nineler torunlarıyla ve akrabalar, dostlar, arkadaşlar birbirleriyle kavuşup görüşemediler. Zaten burukluklar içinde geçen karamsar günlerimiz vardı. Ramazan Bayramı’nın da öyle geçmesi hepimizi daha çok etkiledi.

Ben Yahya Kemal Beyatlı’yı ve O’nun şiirlerini çok sever, başucu kitaplarımdan biri olan Kendi Gök Kubbemiz’i açıp şiirlerini okurdum. Derken Birinci bayram günü sabahı değerli bir arkadaşım O’nun “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” isimli abidevi şiirinin çok güzel bir kaydını göndermesin mi? Şiir muhteşem, ses güzel, okuyuş şahane idi. Gözler buğulu, gönül coşkulu olarak yaşanan burukluğun da etkisiyle artık şiiri dinlemiyor anlatılan sahneleri, yüreklere nakşedilen olayları yaşıyordum:

“Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede

“Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye`de

Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,

Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi

Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,

Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.

Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir,

Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir…”

……………………...

“Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,

Bu saatlerde Süleymâniye târih oluyor…”

……………………….

“Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri

Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbîr`i

Ne kadar saf idi sîmâsı bu mü`min neferin!

Kimdi? Bânisi mi, mîmârı mı ulvî eserin?

Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu

Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,

Yüzü dünyâda yiğit yüzlerinin en güzeli,

Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;

Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz

Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;

Vatanın hem yaşayan vârisi hem sâhibi o,

Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,

Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,

Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde…”

………………………………..

“Gökte top sesleri, bir........

© Habererk