We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Uygur Araştırma Enstitüsü’nün raporu üzerine yeniden ve daima Doğu Türkistan

7 0 1
25.09.2021

Doğu Türkistan meselesi ile ilgili olarak yazıp yayınladığım yazıların sayısını bile unuttum. Bu gidişle kaç yazı daha yazarım Allah bilir ama ölmeden o kadim Türk diyarının işgalden kurtulduğunu görerek 2016 yılında sınır dışı edildiğim Urumçi Havaalanı’na uçup Kaşgar’ı, Turfan’ı, Yarkend’i, Hotan’ı ve çevrelerini gezerek kardeşlerimizle kucaklaşmayı, Iydgah Camii’nde de ezan okuyup namaz kılmayı diliyorum.

Bu dileğimin gerçekleşmesi için konu ile ilgili olarak dünya kamuoyunda oluşan olumlu havanın elbette Türkiyemize ve adı Müslüman olup Müslümanların derdine bigâne kalan sözde İslam ülkelerine de yansımasını beklemenin hayalden de öte olduğunun farkındayım. Ancak biz inançlı insanlarız; Allah’tan ümidimi kesmiyorum.

Devlet adamlarımız, tabir yerinde ise bu konuda “solucan politikası güdüyorlar” diyeceğim ama solucanın toprağı alttan altta işlediği gibi bir gayretleri de görülmüyor. Konu her açıldığında “Çin’in toprak bütünlüğüne saygılıyız” denildi, denilmeye de devam ediliyor. İyi de, hangi toprak bütünlüğü?

Ermenistan, dostlarının göz yumması ile Azerbaycan’ın zayıf bir anında Karabağ’ı işgal edip soykırım uygulamıştı. Devlet ve millet olarak içimize dert olan bu durumdan rahatsızdık. 30 yıl kadar sonra da olsa Azerbaycanlı kardeşlerimize destek olduk, işgal edilen toprakların çoğu geri alındı. Kalan yerler de inşallah en kısa zamanda alınır.

Ancak ne var ki Doğu Türkistan tam 72 yıldan beri Kızıl Çin’in işgali altında ve orada bulunan 40 milyon kardeşimiz akla gelmez işkenceler yapılarak soykırıma tabi tutuluyorlar. Bunu dünya âlem biliyor, sağır sultanlar bile duydu ama bizden çıkan sesler hala “Çin’in toprak bütünlüğü içinde çözüm bulunmalı” diyor! Üstüne basa basa ve tekrar ede ede diyorum ki Çin orada İŞGALCİDİR ve Doğu Türkistan Çin’in toprak bütünlüğü içinde değildir. Onun için devlet ve millet olarak tıpkı Azerbaycan’ın Karabağ meselesine sahip çıktığımız gibi Doğu Türkistan meselesine de sahip çıkmaya mecburuz hatta mahkûmuz. Mesele Türklükse onlar Türk, Müslümanlıksa Müslümanlar; hem de akıl dışı baskılara rağmen Müslümanlar. Mesele insanlıksa da insanlar!. Daha ne isteniyor ve ne bekleniyor ki? Doğu Türkistan’daki şu şehir isimlerine ve o şehirlere verilen sıfatlara bakar mısınız?

Azizane Kaşgar/Azizler Şehri Kaşgar, Pirane Yarkend/Pirler Şehri Yarkend, Şehidane Hotan/Şehitler Şehri Hotan, Gaziyane Aksu/Gaziler Şehri Aksu, Guli Ulyane Kuçar/Güller diyarı, Yücelikler Şehri Kuçar, Garibane Turfan/Garipler Şehri Turfan ve bu yazıyı yazarken aklıma düşen sıfatla Acıyane Urumçi/Acılar Şehri, Acıların Başkenti Urumçi!

Bu isimleri taşıyan şehirlerle oralarda yaşayan milyonlarca Türk, Müslüman, insan nasıl Çin’in “toprak bütünlüğü” içinde olabilir?

Bu konuda çok dertli olduğum için nerede ise yazımın başlığını bile unuttum! 24 Eylül 2021 günü Ankara’da, Uygur İnsan Hakları Projesi ve Uygur Araştırma Enstitüsü’nün hazırladığı Rapor’un........

© Habererk


Get it on Google Play