Tükendik
Bir kuşağın ateşli hayalleriyle tükenen umutların hikâyesi
1980’li yıllardı… Üç vardiya çalışan bir işçiydim.
Hafta sonu ise nerede bir toplantı, nerede bir yürüyüş varsa, oradaydım.
Kimi zaman soğuk demirlerin, kimi zaman copların gölgesinde; ama hep bir inancın, bir umudun peşindeydim.
O yıllarda “değişim” kelimesi bizim için bir slogan değil, bir yaşam biçimiydi.
Kendimizi değil, geleceği kurtaracağımıza inanırdık.
Ama sonra bir şey oldu…
İnancımızı değil belki, ama dayanacak gücümüzü yitirdik.
Her gün biraz daha sessizleştik.
Birer birer eksildik meydanlardan, fabrikalardan, umutlardan…
Şimdi geriye dönüp bakınca, o günkü ateşin külleri arasında hâlâ yanık kokusu var.
Kimi arkadaşlar “büyüdük” diyor, ben “yorulduk” diyorum.
Kimi “düzen böyle” diyor, ben “biz tükendik” diyorum.
Çünkü hiçbir eylem, insanın içindeki umudu tüketmeden kazanılmazdı.
Biz umudu tükettik, dostlar…
Ve şimdi bir kuşağın hikâyesi sadece bir cümleyle özetleniyor:
Tükendik.
Evet, 1980’li yıllar olacak… Emekçi bir ailenin çocuğu olarak çalışan, idealleri olan genç bir işçiydim.
Hafta sonu ise bambaşka bir kimliğe bürünüyordum.
Birçok arkadaşım mesaiye kalırken, ben nerede bir toplantı, eylem, miting, yürüyüş varsa oraya gidiyordum.
Birkaç dostla iş elbiselerini çıkarır, takım elbisemizi, kravatımızı takar; doğru Köln’den Frankfurt’a, olmadı........
