Rüya sattın, hayal sattın…

Yıllarca PKK ile görüştün, müzakere yaptın.

Türkiye’de, Diyarbakır’da; İsveç’te, Oslo’da…

Sınırımızın ötesine Türk savcıları gönderdin.

Ne kadar terör mensubu varsa, adeta cezaevleri açık günleri gibi şehirlere indirdin; aileleriyle görüştürdün.

Karakolların önünden keleşlerle geçen teröristleri,

TSK mensuplarının ve güvenlik güçlerinin görmezden gelmesini sağladın.

Gördüler ama bakmadılar, baktılar ama sustular.

Devlet kabinesiyle oturdun, sanatçılar getirdin.

Kürtçe şarkılar eşliğinde Diyarbakır’da toy yaptınız.

Çiğ köfte, lahmacun yediniz.

Toyun sonunda takılar takıldı; sen devlet adına, “koca reis” olarak yarım altın taktın gelinle damada.

Barzani ise —o günlerde hâlâ aşiret devleti hayali kurarken— çeyrek taktı.

Bugün geldiğimiz noktada, senin ve aileni finansörlüğünü yaptığı fiilî bir Kürt devleti var.

Kim akıttı, kimler akıttı; hâlâ muallak.

“Bizi kandırdılar” dedin.

“İhanet ettiler” dedin.

“İyi niyetliydim, barış istiyordum, Kürt sorununu çözmek istiyordum” dedin.

İmanlı, dürüst olduğuna inandık.

Şehitlerimize, gazilerimize rağmen;

ülkenin ve milletin bekası adına kabul ettik.

Hem de iman derecesinde kabul ettik.

Sen iktidara geldiğinde kadron yoktu.

Hazır bulduğun Fetullah Gülen cemaatini devletin her yerine yerleştirdin.

Devletin kılcal damarlarına kadar soktun.

Yetmedi; TSK’ya,........

© Habererk