Emmioğlu - 2
Bizim Emmioğlu Ege’de bir köye yerleşti.
Israrla bizi de teşvik etti.
Biz de birkaç sene sonra, emekliliğimizi geçirmek istediğimiz o sahil köyüne yerleştik.
Yumurta komşudan geliyor; sütü, yoğurdu başka komşu getiriyor.
Zeytinyağı bahçemizden çıkıyor.
Yörüklerle aramız iyi; herkes kendi hâlinde, hayat sade.
Köy kahvesinde anlatıyorlar… Nasılsınız diye çayı yudumlarken soruyorum.
Ne olsun, diyor ihtiyar komşum.
Şapkanın altında, terliğin üstünde yaşıyoruz; sen buna yaşamak dersen…
Ve devam ediyor:
Bir zamanlar zeytinin yanında pamuk ekerdik; üzüm bağları vardı, şarap yapardık…
Buğday, arpa… Her evde büyükbaş hayvan…
Yörüklerin o meşhur on–on beş keçisi; tabii balık da cabası.
Yüzlerce yıl köylü böyle yaşamış, böyle geçinmiş.
Şimdi?
Devletin yanlış tarım politikaları, yanlış turizm ve sosyal politikaları sonucu
neredeyse hiçbir şey kalmamış.
Biraz zeytinlikleri var;
onun da çoğunu devlet madencilere peşkeş çekmiş,
bir kısmını emlakçılar yutmuş,
bir kısmını da Yörükler, evlatlarını evlendirmek için satmış.
Sohbet ilerledikçe çevredeki ilçeleri, kendi köylerinin sosyo-ekonomik yapısını anlatıyorlar.
Turizm büyüdükçe önce evler........
