Zorunlu Trafik Sigortası: Artan Değerler, Azalan Koruma
Türkiye’de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon süreci, sadece günlük yaşamı değil; hukuk sistemini ve sigortacılık düzenini de doğrudan etkilemiştir. Özellikle motorlu araç değerlerindeki hızlı artış, zorunlu trafik sigortası (ZMMS) limitleri ile fiili zararlar arasında ciddi bir uçurum yaratmıştır. Bu uçurum ise hem mağdur hem de kusurlu taraf açısından ağır hukuki ve cezai sonuçlara kapı aralamaktadır.
Geçmişe bakıldığında tablo daha net görülmektedir. 2025 yılı itibarıyla zorunlu trafik sigortası teminat limitleri şu şekildedir:
Maddi Hasar – Araç Başı: 29.000 TL, Maddi Hasar – Kaza Başı: 58.000 TL, Sağlık Gideri – Kişi Başı: 290.000 TL, Sağlık & Ölüm – Kaza Başı: 1.450.000 TL
Bu tablo, artan araç fiyatları ve tazminat tutarları karşısında yetersiz kalmış; 2026 yılında zorunlu bir güncellemeye gidilmiştir. Buna göre 2026 yılı zorunlu trafik sigortası limitleri şu şekilde belirlenmiştir:
Maddi Hasar – Araç Başı: 400.000 TL, Maddi Hasar – Kaza Başı: 800.000 TL, Bedeni Hasar (Kişi Başı) – Sağlık, Sakatlanma/Ölüm: 3.600.000 TL
Ancak sorun şuradadır: Bugün trafikte yaygın olarak kullanılan 1.6 ve 2.5 motor hacimli araçların piyasa değeri 2 milyon TL’nin üzerine çıkmış, bilinen markalarda bu rakam 3–4 milyon TL bandına ulaşmıştır. Böylesi bir araç, kusurlu bir kazada pert olduğunda; kusurlu sürücünün kaskosu yoksa zorunlu trafik sigortası en fazla 800.000 TL ödeme yapabilmektedir. Geriye kalan milyonlarca liralık zarar ise doğrudan kusurlu sürücünün omuzlarına yüklenmektedir.
Dahası, sigorta şirketi ödediği tutar kadar kusurlu sürücüye rücu etmekte; ekonomik gücü olmayan sürücüler için bu durum ömür boyu sürecek icra dosyaları anlamına gelmektedir. İşin içine yaralanmalı veya ölümlü kazalar girdiğinde tablo daha da ağırlaşmakta; hem maddi hem de manevi tazminatlar, taraflar açısından içinden çıkılamaz bir hukuk sarmalına dönüşmektedir.
Elbette çözüm, yalnızca zorunlu trafik sigortası limitlerini sınırsız artırmak değildir. Bu durum sigorta primlerini de ciddi şekilde yükseltecektir. Ancak daha dengeli ve lokal çözümler mümkündür. Bunların başında İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMM) gelmektedir. İMM, zorunlu trafik sigortası limitlerini aşan maddi ve bedeni zararları karşılayan tamamlayıcı bir güvence sunmaktadır.
Örneğin mahkemenin 6 milyon TL tazminata hükmettiği bir dosyada, zorunlu trafik sigortasının 3.600.000 TL’lik ödeme sonrası kalan 2.400.000 TL, İMM poliçesi varsa sigorta tarafından; yoksa sürücü tarafından ödenmektedir. Bu fark, bir hayatı kurtarabilecek niteliktedir.
Türkiye’nin ekonomik toparlanma sürecinde, artan riskler karşısında daha akılcı ve yerinde çözümler üretilmesi gerekmektedir. Meslek grupları, araç kullanım yoğunluğu ve risk seviyesi dikkate alınarak İMM sigortasının belirli alanlarda zorunlu hale getirilmesi; yargı yükünü azaltacak, mağduriyetleri önleyecek ve toplumsal adaleti güçlendirecektir.
Unutulmamalıdır ki sigorta, yalnızca bir mali araç değil; sosyal adaletin de önemli bir unsurudur.
Yüksek Adli Bilimler Uzmanı
