Marka Hukukunda Sessiz Bir Çatlak: Kullanım İspatı mı, Teklik İlkesi mi?

Son yıllarda marka hukukuyla ilgilenen herkesin dikkatini çeken önemli bir sorun var:

Kullanım ispatı uygulamaları ile markanın teklik ilkesi arasındaki giderek derinleşen çelişki…

Bu konu ilk bakışta teknik gibi görünse de, aslında doğrudan ticari hayatı, yatırım güvenliğini ve marka değerlerini etkiliyor.

Kâğıt Üzerinde Var, Piyasada Yok

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’na göre bir marka, tescil edildikten sonra beş yıl boyunca ciddi biçimde kullanılmazsa iptal edilebiliyor. Amaç çok açık:

“Raf markaları” oluşmasın.

Yani sadece başkalarını engellemek için alınmış ama piyasada hiç kullanılmayan markalar sistemden temizlensin.

Bu son derece yerinde bir düzenleme.

Ancak uygulamaya baktığımızda, işler her zaman böyle yürümüyor.

İtiraz Ediyorsun, Ama…

Bir marka başvurusu yayımlandığında, eski bir marka sahibi itiraz edebiliyor.

Fakat eğer itiraz ettiği marka beş yıldan eskiyse, karşı taraf “kullanım ispatı” isteyebiliyor.

İşte kritik nokta burada başlıyor.

Eğer itiraz eden taraf kullanımını yeterince belgeleyemezse;

İtiraz reddediliyor.

Yeni marka tescil ediliyor.

Dosya........

© Habererk