menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Üniversite Tabelası mı, Üniversite mi?

4 0
yesterday

Son günlerde İlber Ortaylı’nın “Üniversiteler her şehirde olmamalı, belli merkezlerde olmalı” sözü tartışılıyor. Kimi bu sözü elitizm olarak yorumladı, kimi Anadolu’ya karşı bir bakış açısı olarak değerlendirdi. Oysa mesele ne Anadolu meselesidir ne de şehir meselesidir. Mesele üniversitenin ne olduğu meselesidir.

Türkiye’de uzun yıllardır bir alışkanlık var: Bir şehre üniversite açıldı mı o şehir gelişmiş sayılıyor. Oysa gerçek hiç de öyle değil.

Üniversite demek sadece bina demek değildir. Üniversite demek; kütüphane demektir, akademisyen demektir, araştırma demektir, bilim üretmek demektir, kültür ortamı demektir, tartışma demektir, fikir demektir.

Bugün Türkiye’de birçok şehirde üniversite var ama üniversite hayatı yok. Fakülte var ama laboratuvar yok. Bölüm var ama hoca yok. Kampüs var ama kütüphane yok. Diploma var ama meslek yok.

Acı ama gerçek şu: Türkiye’de üniversite sayısı arttı ama üniversite kalitesi aynı oranda artmadı.

Bir gerçeği artık açık açık konuşmamız gerekiyor. Türkiye’de üniversiteler bir dönem eğitim politikası olarak değil, şehir ekonomisini canlandırma ve siyasi yatırım aracı olarak görüldü. Her ile bir üniversite açıldı. Öğrenci gelsin, ev kiraları artsın, esnaf kazansın diye üniversite açıldı. Üniversite bilim üretsin diye değil.

Şimdi soralım kendimize: Bir ülkede 200’e yakın üniversite olur da dünya üniversite sıralamalarında neden çok az üniversitemiz vardır? Demek ki sorun sayı değil, nitelik meselesidir.

Dünyaya bakın. Oxford, Cambridge, Sorbonne, Harvard, MIT… Bu üniversitelerin hepsi bilim merkezlerinin olduğu şehirlerde kurulmuştur. Çünkü üniversite tek başına olmaz. Üniversite bir ekosistem ister. Sanayi ister, kültür ister, kütüphane ister, akademik çevre ister, şehir hayatı ister.

Üniversite her şehre açılacak bir tabela değildir. Üniversite bir medeniyet kurumudur.

Belki de Türkiye’nin yapması gereken şey şudur: Her şehirde üniversite açmak yerine bazı şehirlerde çok güçlü araştırma üniversiteleri kurmak, Anadolu’nun birçok şehrinde ise meslek yüksek okulları, teknik eğitim merkezleri ve uygulamalı eğitim kurumlarını güçlendirmek.

Çünkü herkesin üniversite okuduğu ama kimsenin meslek sahibi olmadığı bir eğitim sistemi ülkeyi ileri götürmez. Ama herkesin bir mesleği olduğu bir eğitim sistemi ülkeyi kalkındırır.

Bugün Türkiye’nin üniversite tartışması aslında eğitim tartışması değildir. Kalkınma modeli tartışmasıdır. Bilim mi üreteceğiz, tabela mı asacağız meselesidir.

Mesele üniversite sayısı değil, üniversitenin ne olduğu meselesidir.

Ve galiba artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Biz üniversite mi kurduk, yoksa sadece üniversite binası mı yaptık?


© Habererk