İnsaf Kaybolursa, Toplum Çürür

“İnsaf, dinin yarısıdır” derler…

Ama bugün baktığımızda, sanki yarısını değil, tamamını kaybetmiş bir toplum manzarasıyla karşı karşıyayız.

Son günlerde yaşananlar; okulları basan çocuklar, akıl almaz cinayetler, içimizi parçalayan görüntüler…

Ve ardından gelen manzara: sosyal medyada bağıranlar, ekranlarda birbirini suçlayanlar, acıyı bile kutuplaştıranlar…

Oysa bazı acılar vardır; tarafı olmaz, bazı felaketler vardır; ideolojisi olmaz ve bazı suçlar vardır ki, sadece “insanlık suçu” olarak anılır.

Ama biz ne yapıyoruz? Her acıyı alıp bir siyasi pozisyonun içine sıkıştırıyoruz.

Her şeyi siyasete yıkmak… kolay ama eksik.

Bugün ülkede yaşanan sorunların bir kısmında mevcut iktidarın sorumluluğu vardır. Bunu inkâr etmek gerçeklerden kaçmak olur.

Ama bütün problemi sadece son 20-25 yıla yıkmak… bu da başka bir kolaycılıktır.

Bu, meseleyi çözmek değil; meseleyi bacağından asmak demektir.

Çünkü bir toplumun çürümesi bir gecede olmaz; yılların birikimiyle, ihmalle ve görmezden gelmeyle olur.

Okullarda yaşanan o korkunç hadiseler…

Sadece Milli Eğitim Bakanlığı mı sorumlu? Elbette hayır.

Aileler çocuklarını ne kadar tanıyor? Sosyal medya bu çocukları nasıl zehirliyor? Televizyonlarda şiddet nasıl normalleşiyor? Siyaset dili ne kadar öfke üretiyor? Gazeteciler neyi nasıl veriyor? Sanatçılar neyi özendiriyor?

Bir çocuğun eline silah alması… sadece bir kurumun değil, bir toplumun aynasıdır.

Halının altına süpürdüğümüz gerçekler

Bizde bir alışkanlık var: sorunları çözmek yerine, konuşup unutmak.

Tıpkı evdeki pisliği halının altına süpürmek gibi…

Bir süre sonra ne olur? Koku artar, pislik büyür ve bir gün o halı kaldırıldığında altından felaket çıkar.

Bugün yaşadığımız tam olarak budur.

Seküler mi, dini mi? Asıl soru bu değil.

Bir kesim diyor ki: “Eğitim seküler olmalı.” Diğer kesim diyor ki: “Dini eğitim olmazsa böyle olur.”

Herkes kendi mahallesinden konuşuyor.

Ama kimse şunu sormuyor: bu çocuklara biz ne verdik?

Ahlak verdik mi? Merhamet verdik mi? Sorumluluk bilinci verdik mi? İnsan hayatının kutsallığını öğrettik mi?

Eğer bunları veremediysen; istersen en modern eğitimi ver, istersen en dindar sistemi kur… sonuç değişmez.

Asıl kriz: insaf krizi.

Bugün Türkiye’nin yaşadığı en büyük kriz; ekonomik kriz değil, siyasi kriz de değil…

İnsafı kaybeden bir toplumda; adalet işlemez, eğitim işlemez, sistem işlemez.

Bir toplumda çocuklar okulları basıyorsa, cinayetler sıradanlaşıyorsa ve insanlar buna bile tarafgirlikle yaklaşıyorsa…

Sorun sadece yönetimde değil, sadece sistemde değil…

Sorun, aynaya baktığımızda gördüğümüz yüzdedir.

Ve o yüz değişmeden… hiçbir şey değişmez.


© Habererk