menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de Neler Oluyor?

34 0
21.01.2026

Suriye’de son günlerde yaşananlar bir cephe savaşı gibi görünmüyor. Daha çok haritanın sessizce yeniden çizildiği, kimsenin yüksek sesle konuşmadığı ama herkesin sonucu gördüğü bir süreci andırıyor. Ne büyük çatışmalar var ne de zafer ilanları. Buna rağmen son günlerde sahada ciddi bir çözülme yaşandı. SDG’nin Rakka’dan, Deyrizor’dan ve Fırat’ın doğusundaki geniş alanlardan çekilmesi, askeri bir yenilgiden çok “sessiz bir tasfiye”ye işaret ediyor. Silah patlamadan alan kaybedilen bir tasfiye bu.

PKK’nın “Rojava” adını verdiği yapı da zaten bu kırılgan zeminin üzerinde yükselmişti. Uluslararası hukukta karşılığı olmayan, kalıcı bir statü üretmeyen, tamamen ABD’nin askeri korumasına dayalı fiilî bir özerklik denemesiydi.

İdeolojik iddiası büyüktü ama varlığı dengeye bağlıydı. O denge bozulduğunda ayakta kalması mümkün değildi.

Uzun süre bu dengeyi ayakta tutan temel unsur Rusya’ydı. Esad döneminde Rusya sahadayken PKK çizgisindeki yapı, ABD ve İsrail’le temas kurabiliyor, ama aynı anda Rusya faktörünü de hesaba katarak hareket edebiliyordu.

Bu, üç ayaklı bir dengeydi.

Rusya sahadan çekilip etkisini kaybedince bu yapı çöktü. Manevra alanı daraldı, hatta ortadan kalktı. İnisiyatif tamamen ABD–İsrail hattına geçti.

Tam da bu noktada ABD’nin strateji değişikliği belirleyici oldu.

ABD, Suriye’yi uzun süre parçalı yapılar üzerinden yönetebileceğini düşündü. Ancak sahadaki maliyet arttıkça ve yeni bölgesel öncelikler öne çıktıkça bu modelden vazgeçti. Merkezi devlete dönüş kararı alındı ve Ahmet Şara’ya verilen yeşil ışık bunun ilanıydı.

Bu kararla birlikte SDG, ABD açısından bir “kazanım” olmaktan çıktı ve taşınması gereken bir........

© Habererk