menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okul Saldırıları Bize Ne Söylüyor?

36 0
17.04.2026

Bir ülkenin en karanlık aynası, çocuklarının birbirine doğrulttuğu silahtır.

Şanlıurfa’da bir eski öğrenci…

Kahramanmaraş’ta 14 yaşında bir çocuk…

İkisi de aynı şeyi yaptı: Önce dünyaya bir mesaj bıraktılar, sonra kendilerini de o mesajın içine gömdüler.

Ama asıl soru şu: Bu çocuklar gerçekten yalnız mıydı, yoksa biz onların arkasındaki sistemi görmemekte mi ısrar ediyoruz?

Şanlıurfa’daki saldırı bir tesadüf değildi. 19 yaşındaki bir genç, sosyal medyada “20 kill” hedefi koyuyor. Bu artık bir cinayet değil, sanki bir skor tablosu.

İnsan hayatı, oyun içi puana indirgenmiş durumda.

Kahramanmaraş’ta ise tablo daha da net: Bir çocuk, WhatsApp profilinde bir katili idol olarak taşıyor. Elliot Rodger

2014’te ABD’nin Kaliforniya eyaletinde kadınlara yönelik nefret motivasyonuyla 6 kişiyi öldüren ve “incel” ideolojisinin sembol isimlerinden biri haline gelen saldırgan.

Yani bu artık bireysel bir patlama değil. Bu, ithal edilmiş bir ideolojinin yerli bir patlamasıdır.

Burada bir yanılgıyı net şekilde kırmak gerekiyor: Sorun “oyunlar” değil.

Bilim açık söylüyor. Oyunlar tek başına katil üretmez.

Ama bir çocuk, hayatla bağını koparmışsa… Aile yoksa… Sınır yoksa… Değer yoksa…

Oyun, sadece zihnindeki şiddetin dili olur.

Şanlıurfa’daki saldırganın yaptığı tam olarak bu: Gerçekliği oyunlaştırmak.

Bu iki olayda ortak üç temel kırılma var:

Birincisi “Yalnızlık ve kopuş”

Bu çocuklar sadece asosyal değil. Toplumdan kopmuş.

Arkadaş yok. Aidiyet yok.........

© Habererk