İran’da Bin Yıllık Türk Devlet Aklı Nasıl Tasfiye Edildi? |
İran tarihini insanlar genelde tek bir fars kimliği etrafında ve dar bir çerçeve sunar. Bu çerçeveye bakıldığında, İran sanki binlerce yıldır kesintisiz biçimde bir “Fars devleti” olarak var olmuş, çevresindeki her unsur bu merkezin etrafında gibidir.
Oysa tarih, bilinenin tam aksidir.
İran coğrafyası, yaklaşık bin yıl boyunca Türk hanedanlar tarafından yönetilmiştir. Bu dönem, geçici bir ara safha değil, İran tarihinin ana omurgasıdır.
10. yüzyılda Gaznelilerle başlayan süreç, Büyük Selçuklu Devleti ile kurumsal bir imparatorluk aklına kavuşmuş; Selçuklu sonrası İlhanlılar döneminde Türk-Moğol askeri yapısı İran coğrafyasına hakim olmuştur. Ardından Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen birliktelikleri ve varlıkları, İran’ın kuzey ve batı bölgesinde devletleşmiş, Safevilerle birlikte İran tarihinde ilk kez bugünkü sınırlarına yakın, güçlü ve merkezi bir devlet ortaya çıkmıştır.
Safeviler yalnızca bir hanedan değil, İran devletinin modern anlamda kurucu gücüdür. Bu devletin kurucu kadrosu Türk’tür, ordusu Türkmenlerden oluşur, saray dili Türkçedir. Afşar Hanedanı döneminde Nadir Şah, İran’ı yeniden büyük bir askeri güç haline getirmiş. Kaçar Hanedanlığı ise yaklaşık 130 yıl boyunca İran’ı yöneten son Türk hanedanı olmuştur.
Bu tablo, İran’daki Türk hakimiyetinin bin yıllık sürekliliğini göstermektedir.
Ancak mesele yalnızca “kim yönetti” meselesi değildir. Asıl önemli olan, nasıl bir devlet geleneğinin inşa edildiğidir.
Bu Türk hanedanları İran’ı hiçbir zaman etnik bir Türk devleti olarak yönetmedi. İran, bir etnik kimlik devleti değil, bir çok etkin yapıdan oluşan bir imparatorluk olarak idare edildi. Türk askeri yapılanması ordunun ve iktidarın omurgasını oluştururken, Fars........