menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mezhepçilerin yobaz tavrı

10 0
11.03.2026

Dünyanın gözü önünde çocuklar paramparça ediliyor. Gökyüzünden ölüm yağıyor, bir halkın geleceği enkaz altında kalıyor. Peki, biz neyle meşgulüz? Türkiye’nin damarlarında dolaşan, nevi şahsına münhasır bir "yobaz mezhepçi" güruh, yine sahnede. Kimi Sünni, kimi Şia, kimi Alevi maskesi takıyor ama hepsi aynı zehirli kazandan besleniyor. Bu zihniyet için İslam’ın, vicdanın veya ahlakın hiçbir hükmü yok. Onlar için tek bir kıstas var: "Bizden mi, karşı taraftan mı?" İran, ABD, İsrail üçgeninde dönen o kanlı çarkta, çocuk cesetleri üzerinden mezhepçilik hesabı yapıyorlar. "O Şia, bu Sünni" diyerek, 150 çocuğun kanını ideolojik birer "puan" gibi hanelerine yazıyorlar. Bombalar düşerken cami kürsülerinden, televizyon ekranlarından, sosyal medya mecralarından yayılan o leş kokulu nefret söylemi, vicdanın öldüğünün resmidir. Bu tipler için bir çocuğun ölümü, sadece karşıt görüşü "tarihi bir ders" ile cezalandırma aracı. Göbek atarak izledikleri bu vahşet, aslında onların insanlıktan çıkışının ilanıdır. İslam’ın hangi ahlakı, hangi mezhebin hangi öğretisi, bir çocuğun katledilmesine alkış tutar? Cevap basit: Hiçbiri. Bu, inanç değil, fitne ve fesadın bin yıllık tortusudur. Bu, Abdullah ibn-i Sebe’nin bugünkü torunlarının, din tüccarlığı yaparak kurdukları pazardır. Bu şerefsiz fikir sahiplerine, "insan" sıfatıyla selam vermek bile artık bir zulümdür. Mezhep, din, siyaset… Hepsi birer paravan. Asıl mesele, içlerindeki o karanlık, o vicdansız ve o ilkel nefrettir. Hukuksuzluğa, zalime ve körü körüne bir bağlılıkla masumun hakkını çiğneyenlere karşı sessiz kalmak, o suça ortak olmaktır. Tarih, sadece zalimleri değil, o zalimlere inancını kalkan yaparak alkış tutanları da kendi çöplüğüne gömecektir. Bizim tarafımız bellidir: Biz mezhepçilerin, fitne odaklarının, din tüccarlarının değil; biz, insandan, insanlıktan ve o masum çocukların paramparça edilen hayatlarından yanayız. Varsın onlar kendi nefretlerinde boğulsunlar. Bizim vicdanımız, hiçbir ideolojinin veya mezhebin karanlığında kaybolmayacak kadar berrak ve diri kalacak.


© Habererk