​Son Çağrı: Türk’ün Kendi Vatanındaki Sessiz Yok Oluşu ve Uyanış Reçetesi

​Milletlerin tarihinde, sahte refah ve "kardeşlik" masallarıyla uyutuldukları, gerçek tehlikenin farkına varmadıkları karanlık dönemler vardır. Bugün, Türkiye'nin yüzleştiği en büyük ve en yıkıcı gerçek, görmezden gelinen, adı konulmayan bir trajedidir:  TÜRK SORUNU. 

Bu sorun, Türk’ün kendi kurduğu, kanıyla suladığı vatanında parya haline getirilmesi, kimliğinin aşağılanması ve geleceğinin elinden alınmasıdır. ​Köşe Başları Tutulmuş, Yol Kesilmiş! ​Banu Avar'ın da haklı olarak isyan ettiği gibi, bugün vitrinde duranlara bakın. Siyasetin zirvesine kurulmuş, "Milletin vekiliyim" diyenler, sanatın ve kültürün yönünü çizenler, devasa servetlere hükmeden iş insanları... Birçoğu, "Ben Türk değilim" demekten, Türk kimliğine mesafeli durmaktan imtina etmiyor. Dahası, bu stratejik alanlar adeta Türkler’e kapatılmış durumda. ​Siyasetçi olmaya kalkan Türk, "milliyetçi/ırkçı" damgasıyla engellenir. ​Türk sanatçının adı anılmaz, eserleri hak ettiği değeri görmez. ​Türk iş insanı, liyakat değil aidiyet aranan pazarlarda batırılır, nefes aldırılmaz. ​Bu tesadüf değildir. Bu, sistemli bir tasfiye operasyonudur. Türk, vatanın temel direğiyken, şimdi çarkları döndüren ama karara ortak edilmeyen bir "yük taşıyıcısı" konumuna itilmek istenmektedir. ​Fedakarlık Türk'ün, Sefa Kimin?

​Gerçekler can yakıyor. Vatan için bedel ödeme saati geldiğinde hep aynı yüzleri görürsünüz: ​Türk, asker olur, cephede şehit düşer. ​Türk, polis olur, huzur için canını verir. ​Türk, tarlada nasırlı elleriyle üretir ama kendi mahsulüyle aç kalır. ​Türk, fabrikada alın teri döker, asgari ücrete talim eder. ​Türk, devlet dairesinde dürüst bir memur olarak çabalar. ​Peki, bu fedakarlığın karşılığında Türk ne alıyor? Kendi kimliğini savunduğunda "ırkçı" olmakla itham ediliyor! Kendisine karşı her türlü ayrımcılığı yapanlar, kendi sesini çıkaran Türk’e "bölücü" diyor. Bu, akıl tutulması değil, organize bir kötülüktür. Osmanlı'nın son dönemindeki gafletin aynısını yaşıyoruz. Oysa asıl ırkçılığı ve ayrımcılığı, Türk kimliğini vatanın her köşesinden silmeye çalışanlar yapmaktadır. Bütün köşe başları tutulmuş ve Türk, kendi evinde esir gibi hissettirilmektedir. ​Bu gidişatın sonu karanlıktır. Bu sadece bir kimlik tartışması değildir; bu bir varoluş mücadelesidir. Bir millet, kendi kurduğu devlette bu kadar dışlanır, bu kadar aşağılanır ve bu kadar sahipsiz bırakılırsa, o devletin bekası tehlikededir demektir. Uyanmanın zamanı geçiyor! ​Türkiye'nin kurtuluşu ancak öze dönüş ile mümkün olabilir. Öze dönüşü sağlayacak yegane düşünce sistemi ise TÜRKÇÜLÜTÜR.  Türkiye'nin kurulmasını sağlayan TÜRKÇÜLÜK, kurtuluşu için de tek çaredir.


© Habererk