menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Terörsüz Türkiye Süreci: Bir Strateji mi, Teslimiyet mi?

270 0
18.07.2026

Türkiye'nin terörle mücadelesi, tarihsel süreçte hain yapı tarafından sözde pek çok ateşkes, deklarasyon ve siyasi hamle ile defalarca farklı evrelere taşınmıştır. Ancak bugün gündeme getirilen "pkk kendini feshetmesi ve silahlı mücadeleyi bırakması" iddiası, sadece bir örgütün eylem değişikliği değil, Cumhuriyetin temel felsefesine ve bekasına yönelik bir meydan okuma olarak değerlendirilmelidir. pkk silah bırakma söylemini bir "barış müjdesi" olarak yansıtanlar, örgütün tarihsel pratiklerini, ideolojik hedeflerini ve bu sürecin arkasındaki uluslararası oyun kurucuları göz ardı etmektedir.

Bir Terör Örgütü ile "Diyalog" Mümkün mü?

Egemen bir devletin, kurucu iradesine, Lozan Anlaşması'na ve Cumhuriyetin kuruluş temellerine saldıran bir yapı ile "hukuki adımlar" adı altında müzakere masasına oturması, devletin meşruiyetine yöneltilmiş en büyük tehdittir. pkk lider kadrosunun hiçbir açıklamasında gerçek bir pişmanlık, bir yenilgi kabulü veya Cumhuriyetin değerlerine bağlılık ifadesi bulunmamaktadır. Aksine, metinlerdeki "Lozan" ve "1924 Anayasası" referansları, bu örgütün Türkiye'nin üniter yapısını hedef alan bir "yeniden inşacı" zihniyetle hareket ettiğini kanıtlamaktadır.

pkk metinlerinde Lozan'a yapılan vurgu, basit bir tarihsel not değildir; bu, "Türkiye sınırları içerisinde Türklerin ve Kürtlerin eşit haklara sahip, barış içerisinde yaşamaları" hedefine değil, Pan-Kürdizm gibi bölgesel istikrarsızlığı tetikleyecek radikal bir siyasi ajandaya işaret etmektedir. Bu ajanda, terör örgütünün silahlı gücünü, siyasi bir meşruiyetle takas ederek Türkiye Cumhuriyeti'ni içeriden dönüştürme stratejisidir.

pkk bugün sergilediği tutum, askeri bir mağlubiyetten ziyade, hareket alanının daraldığı noktada başvurulan stratejik bir geri çekilme ve siyasal alana........

© Habererk