menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Terörizme Statü Arayışı: Bakırhan Ne Yapmak İstiyor? -1

25 0
yesterday

Bakırhan'ın "Barışın inşası konuşulacaksa tabi ki öncelikle konuşulacak kentlerden birisi Amed’dir" sözü, bir kent ismini kullanırken bilinçli bir siyasi tercihi yansıtmaktadır. Amed, Diyarbakır kentinin özellikle teröristlerce kullanılan karsılığıdır ve bu ismi kullanmak, ulusal kimlik ve özerklik taleplerini vurgulamanın bir aracıdır. Bu, sadece coğrafi bir işaret değil, aynı zamanda devletin resmi ismini tanımayan ve ayrılıkçı söylemlere zemin hazırlayan bir tutumdur.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın son açıklamaları, bir kez daha meselenin adını doğru koymamız gerektiğini gösteriyor: Bu bir "barış" çağrısı değil; bu, silah bırakmayı reddeden, devlete meydan okuyan yapılar için siyasi zemin oluşturma çabasıdır. Bu söylem, terör örgütünün fiziki saldırılarından, ideolojik ve siyasi manipülasyonlarla devlete meydan okuma evresine geçtiğinin en somut göstergesidir. Bakırhan'ın hedefi, terörizme statü arayışıdır.

Bakırhan, Diyarbakır’da sivil toplum kuruluşları (STK) temsilcileri ve bölge baroları ile bir araya geldiği bir toplantıda bu arayışı somutlaştırmış ve Meclis'e "Artık Meclis dinlemeleri bırakmalı, barış yasalarını gündeme almalı” çağrısını yapmıştır (Bakırhan).

Bakırhan'ın, "kürdü tanıyan hukuk demokratik cumhuriyetin kapısını aralar. Demokratik, kürdü tanıyan hukuku hep birlikte desteklemeliyiz" ifadesi (Bakırhan), mevcut anayasal düzenin Kürt vatandaşlarını tanımadığı imajını yaratma amacını taşımaktadır. Bu iddia, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın vatandaşlık tanımı ve temel haklar konusundaki evrensel ilkeleriyle çelişmektedir.

Bakırhan'a Sorarız: Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk olmayan vatandaşlar, "Kürtler" dahil olmak üzere, hangi temel vatandaşlık haklarına sahip değildir? Anayasa'nın 10. Maddesi herkesin kanun önünde eşit olduğunu ve ırk, dil, din, mezhep, siyasi düşünce vb. ayrımı yapılmaksızın eşit muamele göreceğini güvence altına almaktadır. Tüm vatandaşlar seçme ve seçilme, kamu hizmetlerine girme, eğitim ve sağlık hakkından eşit şekilde yararlanmaktadır. Bakırhan'ın "Kürdü tanıyan hukuk" çağrısı, mevcut eşit vatandaşlık ilkesini tanımayan, etnik temelli özel statü arayışını maskelemektedir.

Bakırhan, İmralı'da tutuklu terörist elebaşı, hain Abdullah Öcalan'ı (sözde) “Kürt Halk Önderi” olarak tanımlayarak ve Meclis’e davet edilmesini savunarak, terörle mücadele konseptini yerle bir etme iddiasındadır:

"22 Ekim’de (Bu ifade tarafımızca reddedilmektedir) Sayın Öcalan’ı Meclis’e davet eden çağrı, aslında demokratik çözüm arayışının bir parçasıydı."

"Öcalan Meclis’e gelse, yıllardır savunduğu demokratik ulusu ve demokratik cumhuriyeti savunur" (Bakırhan).

Bu, suçluya özgürlük, teröre ise statü kazandırma........

© Habererk