Suriye’de ‘muhtemel’ kanlı savaşa doğru yaşananlar ve yaşanacaklar
Suriye’de SDG öngördüğümüz gibi ciddi bir direniş göstermeden Fırat’ın doğusundaki topraklardan da çekildi. Makalelerime yapılan yorumlardan ve gönderilen mesajlardan okurlarımın SDG’nin ne yaptığını/yapmak istediğini anlayamadığını görüyorum. SDG, Türk ordusu gibi emir komuta düzeninde hareket eden bir organizasyon değil. İçinde ayrı hedefleri, planları, stratejileri olan bir sürü klik var. Bunlar başlarına buyruk hareket ediyorlar. Kandil’in sürece müdahale etmesi bir başka handikap.
SDG kuzeydoğu Suriye’yi ele geçirmiş ve resmen tanınmasa da de facto bir devlet kurmuş. Fakat kontrol ettiği topraklardaki insanların menfaatlerini esas almıyor. Örgüt hedeflerine ve talimatlarına göre hareket ediyor. Hiç savaşmadan çekilse karizması çizilmezdi. Örgüt içinde bu kadar büyük moral bozukluğu olmazdı. Yok savaşmaya karar verdiyse sonuna kadar direnmeliydi. İki kurşun atıp çekilmeyi izah etmek mümkün değil.
Kandilde barınan, izole ve sahadan kopuk terör baronlarından gelen talimatların dışına çıkamaması örgütü tüketiyor. Kendileri açısından stratejik önemdeki iki bölgeden, direnişe karar verdikten sonra, biraz savaşıp çekilmeleri hem masada ellerini zayıflattı hem de Şam’ın elini güçlendirdi.
Suriye ordusunun modern silahları liyakatle kullanabildiği, derme çatma bir yapı olmadığı netleşti. SDG’yi Kürtler bile desteklemezken halkın Suriye bayraklarıyla sokaklara dökülmesinden Şam’ın hüsnü kabul gördüğünü herkes gördü. Ordunun başarılı olması DEAŞ’la mücadele açısından da SDG’nin elini zayıflattı. ABD, DEAŞ’la mücadele etmek için SDG’ ye ihtiyacı kalmadığını gördü.
Şara ve ekibi de örgütçü. Ama devletin başına geçtiklerinde örgütçülüğü bıraktılar. Devlet adamı ciddiyetiyle örgütlerinin değil devletlerinin ve milletlerinin menfaatlerine uygun hareket ediyorlar. SDG, kuzeydoğu Suriye’yi on yıldır idare ediyor ama halkın zerre kadar önemi yok Abdi ve ekibi için. PKK-PYD ne derse o. İki yaklaşım arasındaki farkı Kürtlerde, bölge halkı da Suriyeliler de görüyor, değerlendiriyor.
Şara’nın cuma günü yayınladığı Kürtlerin kültürel haklarını garanti altına alan kararname de Şam’ın elini güçlendirdi. SDG’yi daha da zayıflattı. Yüz binlerce Kürt sokaklara dökülerek kutlamalar yaptı. Şara Türkiye’nin izinden gidiyor. Kürtlerin dillerini, kültürlerini ve değerlerini tanıyor. Ama aynı zamanda eşit vatandaşlık vurgusu yaparak özerklik olmayacağının altını çiziyor.
Şam bu........
