Alper Aksoy’un sıcak denizler tezine cevap

Aksoy kaleme aldığı güncel bir yazısında ‘’SSCB’nin 1971 senesinde Lazkiye ve Tartus’ta deniz üsleri açtığını ve dolayısıyla sıcak denizlere indiğini, yani sıcak denizlere inmek için Türkiye’ye ihtiyacı kalmadığını’’ iddia etmiş. Aksoy’a göre ‘’Türkiye’ye ihtiyacı kalmayan SSCB, neden Türkiye’de devrim hedeflesin, devrimcileri desteklesin?’’ Böyle bir hedef ve destek olmadığına göre ülkücüler, 12 Eylül’den önce SSCB’ye karşı mücadele vermediler. Başka bir deyişle SSCB’nin yıkılmasında ve Türk devletlerinin bağımsızlıklarını kazanmalarında ülkücülerin verdiği mücadelenin etkisi yok.’’

Öncelikle SSCB’nin sıcak denizlere inip inmediğini, eğer indiyse ne zaman indiğini ele alalım. Deniz yolu ile nakliye, karayolunun 13’te, demiryolunun 9’da biri kadardır. Yani çok ucuzdur. Çok fazla hacimde malı aynı anda, yani tek seferde sevk etmek mümkündür. İlaveten denizyolu, karayolundan ve demiryolundan daha hızlıdır. Rusların en büyük çarı olan Petro ülkesini sanayileştirmek istiyordu. Rusya bir kara imparatorluğu olduğundan nakliye pahalıydı. Bu nedenle rekabetçi olunamıyordu. O dönemin en güçlü devletleri olan İngiltere, İspanya, Fransa, Hollanda ve Portekiz’in binlerce kilometre sahili, onlarca limanı vardı. Petro hayatı boyunca sıcak denizlere ulaşmaya çalıştı. Soyundan gelenlere sıcak denizlere erişmelerini vasiyet etti.

Ruslar, Petro çarken Karadeniz ve Baltık sahillerine ulaştılar. Buralarda limanlar inşa ettiler. Hatta başkentlerini Baltık Denizinde kıyısı olan St. Petersburg’a taşıdılar. Ama bu hamleler sorunu çözmedi. Zira Osmanlı, boğazları Rus gemilerine kapattığında, Rusya ekonomik olarak çökerdi. Baltık Denizini Atlantik’e bağlayan Baltık Boğazı da Rusların ezeli hasmı İsveç’le Danimarka’nın kontrolündeydi.

Rusların İstanbul’u ele geçirmeye çalışmasının, Birinci Dünya Savaşına katılma karşılığında İstanbul’u ve boğazları istemesinin ve Stalin’in İkinci Dünya Savaşından sonra boğazlarda üs talep etmesinin amacı, bu bağımlılığı ortadan kaldırmaktı. Rusya’nın Kafkasya ve Azerbaycan’ı işgalinde, Türkistan’ı ele geçirmesinde ve Uzakdoğu’ya yayılmasında, sıcak denizlere inme politikası etkili oldu. Rusya’nın Azerbaycan’dan sonraki hedefi Basra Körfezine, Türkistan’dan sonraki hedefi Hint Okyanusuna ulaşmaktı.

Rusya bunları başaramadı zira 1871 senesine kadar İngilizlerin milli politikası, başlıca rakipleri olan Rusların sıcak denizlere inmesini engellemekti. Bu nedenle Rusya, Azerbaycan’ı işgal ettiğinde, güney İran’a asker çıkardılar. Ordularını Türkistan’a yönlendirerek, Rusların tampon bir devlet olan Afganistan’ın kurulmasını kabul etmesini sağladılar. 1856’da Osmanlı ve Fransa’yla birlikte Rusya’ya savaş ilan ederek yirmi beş binden fazla kayıp verdiler. 1871’de, Fransa’yı işgal eden Almanlar, Alman İmparatorluğunu kurunca, İngiltere’nin politikası değişti. Artık Almanlara karşı Ruslarla iş birliği yapılacak ve Rusya, Osmanlı topraklarıyla motive edilecekti.

Bu anlaşmaya rağmen Ruslar Osmanlıya olan bağımlılıklarından kurtulamadılar zira 1917’de Bolşevikler devrim yaptı. Çarlık yıkıldı. Rusya savaştan çekildi. Komünistler çarlığın sıcak denizlere inme politikasını aynen devam ettirmelerine rağmen sonuç alamadılar. İkinci Dünya Savaşından sonra Yunanistan’da iç savaş çıkarılmasının ve İran’ın kuzeyinin işgal edilmesinin amacı da bir başka devlete muhtaç olmadan, sıcak denizlere ulaşmaktı. ABD ve İngiltere’nin amacıysa SSCB’nin asla sıcak denizlere erişememesiydi.

Aksoy, Sovyetlerin Suriye’de askeri üs sahibi olmasını sıcak denizlere inmek olarak yorumlamış. Oysa bu sıcak denizlere inmek değil. Sıcak denizlere inilmiş olması için, sıcak denizdeki limanla, SSCB arasında kesinti yani başka devlete hele de NATO üyesi bir devlete ait toprak olmaması gerekir. Oysa SSCB ile Suriye arasında Türkiye var.

SSCB malları tırlarla Lazkiye’ye taşıyıp oradan gemilere mi yükleyecekti? Bu ancak maliyetleri arttırır, azaltmazdı. Kaldı ki bu tırlarda Türkiye’den geçmek zorundaydı. İlaveten SSCB’nin Karadeniz’de ve Baltık’ta çok sayıda limanı vardı. Bu limanlardan gemilere yüklediği malları dünyanın her yerine gönderebiliyordu. Amacı boğazların kapatılması riskinden kurtulmaktı. Zira boğazlar kapatıldığında petrol, gaz ve maden ihracatı duracağından, SSCB ekonomik olarak çökerdi. Sosyalist yani uydu bir devlet, boğazları Sovyetlere kapatamazdı.

Aksoy’un Sovyetlerin sıcak denizlere inme tarihi olarak Suriye’ye girdiği 1971 senesini baz alması da ilginç. SSCB 1950’li yıllarda başta Mısır olmak üzere bir sürü Afrika ve Latin Amerika devletinde benzer hakları elde etmişti. O ülkelerdeki üsler ve limanlar neden sıcak denizlere inmek olarak değerlendirilmiyor?

SSCB’nin Suriye’de askeri üs sahibi olması ekonomik açıdan değil askeri açıdan önemliydi. SSCB bu hamleyle sıcak denizlere inmedi. Ortadoğu’da başat askeri güçlerden biri olma pozisyonunu korudu. Korudu diyorum çünkü Mısır’da Sedat, Irak’ta BAAS iktidarları, SSCB ile ilişkilere önceki yönetimlerin aksine soğuk bakıyorlardı.

SSCB’nin amacı, Türkiye’de devrim yapmaktı. Bu devrimden sonra Türkiye NATO’dan ayrılacaktı. Böylece boğazlar, uydu bir devletin elinde olacağından, ekonomileri risk altında olmayacaktı. İlk plan ordunun darbe yaparak Doğan Avcıoğlu’nu başbakan yapmasaydı. Avcıoğlu hükümeti NATO’dan çekilecek, askeri üsleri kapatacak ve önce Sovyet uzmanlarını ardından askerlerini ülkeye davet edecekti. Aynı Mısır, Irak ve Afganistan’da olduğu gibi.

MİT, 9 Mart’ta sol bir darbe yapılacağını tespit edince, ordudaki solcular tasfiye edildi. 12 Mart muhtırasından sonra Amerika’nın çizgisindeki Erim kabinesi göreve getirildi. Darbenin sivil organizatörleri ve silahlanmış gençler tutuklandılar. Gezmiş ve arkadaşları, devlete meydana okuyarak dağa çıkanların akıbeti anlaşışsın diye idam edildiler.

Bu gelişme üzerine SSCB planını değiştirdi. Türkiye; gösteriler, işgaller, isyanlar, kurtarılmış bölgeler, terör eylemleri ve/veya iç savaş yoluyla devrime hazırlanacaktı. Aynı Küba ve Çin gibi. Ülkücü hareket şanlı mücadelesiyle bu planı bozdu. Planları önce Türkiye’de ardından Afganistan’da bozulan SSCB yıkıldı. Türk devletleri bağımsızlıklarını kazandılar. Olan budur. Bu mübarek Ramazan gününde şehitlerimizin ruhlarına Fatihalar gönderelim.


© Habererk