We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

GÜNCEL TARTIŞMA ÜLKÜCÜLÜK NEDİR GERÇEK ÜLKÜCÜLÜK NASIL OLMALIDIR

4 1 3
29.05.2020

Ülkücü hareketteki yozlaşmalar üzerine Alper Aksoyun yazdığı ve çok değerli bulduğum kısa ve öz bir değerlendirme yazısından yola çıkarak Ülkücü hareketin bütün devirlerini yaşamış biri olarak bir şeyler yazmak ihtiyacını hissettim

Ülkücü harekette kırılmalar 80 li yıllardan itibaren başladı
Bu kırılmalarda 12 Eylül zindanları ve bazı derin güçlerin endirek yönlendirmeleri önemli rol oynadılar.
Gerçi daha eski yıllara gidersek yozlaşma sürecinin ilk ayak izlerini ararken yozlaşmanın siyasi bir tutku ile daha fazla oy daha geniş çevrelere açılma arzusu ile başlangıçtaki ana hedeften Türkçülükten saparak ülkücülük tarifinin içine dini rütüeller eklenmesi-Türk İslâm sentezi-Tanrı dağı kadar Türk Hira dağı kadar müslümanız- sonucu başladığını görürüz.
Daha sonraki süreçte daha hızlı kitleselleşme için popülist bir yaklaşımla olaya paralı askerlerin”Para karşılığı konuşup yazan dönemin etkili ismi sicilinde Atatürk ,Türk,lâiklik ve cumhuriyet düşmanlığı bulunan Necip Fazılın MHP sözcüsü gibi kürsülerden konuşturulması köşesinden yazdırılması gibi” dahil olması ve bir yandan da Arvasileşen ,değişen Ötükenden Altaylardan Ergenekondan seyyidliğe ,sünnete ihlâsa evrimleşen bir yapı gelecekteki büyük yozlaşmanın habercisi gibiydi

Ülkücü hareketin yeknesak bir tarifi artık iyice zorlaşmıştı
Hareket kendi içinde adeta çok gövdeli bir ejderhayı andırıyordu
Gençlik arasında ise ülkücü hareket olağanüstü bir popülâriteye ulaşmış deyim yerindeyse bir pop dalgası gibi hızla yayılıyor ama muhteva öz ve ana fikirden çok bir şekil ritüeli harekâtın yeni yüzü oluyordu
Çatlama ve bölünme artık mukadderdi 12 Eylül zindanları ve emperyal sistem senaryoyu çoktan yazmışlardı
Menzil dergâhı ve dini ritüellerin daha bir derinlik kazanmasını isteyen uzak emperyal güçler artık ülkücü harekete yeni bir parti daha kazandırmışlardı
Bu gelişim stratejileri o kadar ustaca yazılmıştı ki oyuncuların bile u bu olup bitenlerden habersiz yüce bir idealle daha iyi daha güçlü bir ülkücü hareket için hareket ettiklerine bırakın inanmayı adeta iman ediyorlardı.
Bu arkadaşların samimiyetlerinden şüphe etmek inkânsızdı
Hepsi en iyiyi en doğruyu yaptıklarına inanıyorlardı
Ama işte sivil örümceğin ağı, iblisin kıblesi böylesine hassas ve inceden çalışıyordu ve Pentagonun dahiyane plânları tıkır tıkır işliyordu

Türkeş sonrası dönem apayrı bir dönemdi
Kısaca ifade etmek gerekirse Karlı bir Ankara gecesinde Başbuğun cenaze töreni için Ankarada bir evde 15-16 kili sohbet ederken herkesin kafasındaki soru Türkeş sonrası kim lider olur idi.
Herkes kendince bir şeyler söylüyor kendi adayını öne çıkarıyordu.
İçimizde en yaşkı hariciyeden enekli bir ağabeyimiz en son söz aldı ve nokta atışla tartışmayı bir neticeye bağladı;
Beyler, hepiniz çok duygusal........

© Habererk