Akıl İşgal Edilirse…

Akıl İşgal Edilirse… Dijital çağda yaşıyoruz. Saat geçmiyor ki önümüze bir video düşmesin. Algoritmaların önümüze serdiği o bitmeyen akışta bazen bir görüntüye takılıp kalıyorsun. Birbirinden güzel, genç kadınlar çılgınca dans ediyor. Görüntüler akıyor, müzik yükseliyor, yorumlar uçuşuyor. Derken içeriği okumaya başlıyorsun. Aman Allah’ım… Frevünların balyozuyla gezdiği bir zamanda, ülkemize barış ve refah getirecek diye çılgınlar gibi eğlenen İranlı hemcinslerim… Bu günlerde gündem İran. Bu videoları görünce içimden şöyle dedim: Olmaz! Neymiş… Bu kan emici vampirler huzur getirecekmiş. Yönetimi sevmiyor olabilirsiniz. Bu çok anlaşılır bir şey. Ama sakın sanmayın ki yabancı bir el huzur getirir. O el huzur getirmez. Kan getirir. Gözyaşı getirir. Yağma getirir. Talan getirir. Nasıl idrak edemezsiniz? İnsan bir an durup düşünüyor. Bir toplumun sevinci bu kadar mı erken, bu kadar mı hesapsız olur? Yoksa mesele artık başka bir yerde mi? Eskiden işgal dediğin şey harple, darple olurdu. Top sesleri duyulur, tanklar yürür, sınırlar aşılırdı. Şimdi üstüne bir de akıl işgali dahil oldu. Topraklara girmeden önce zihinlere giriliyor. Sınırlar aşılmadan önce düşünceler aşındırılıyor. Ve bu sadece başka ülkelerde olan bir şey de değil. Bugün kendi toplumumuzda da bazen şunu görüyoruz: Düşünmeden alkışlayan kalabalıklar… Sorgulamadan karşı çıkan kalabalıklar… Oysa akıl dediğin şey taraf tutmak için değil, hakikati tartmak için vardır. İnsan aklını devre dışı bıraktığında gelinen nokta gerçekten akıl alır gibi değil. Tarih dediğimiz şey, tekerrürden ders almak için vardır. Ama sen o dersi almazsan, tarih aynı yerden yeniden kanatır. Nerede görülmüş emperyalistlerin huzur dağıttığı? Bakmıyor musun Suriye’ye? Bakmıyor musun Irak’a? Bakıyorsun. Ama görmek başka bir şey. Görmek sadece gözle değil, akılla olur. Bir ülkenin kapıları aralandığında içeriye yalnızca asker girmez. Düzen bozulur. Ahlâk çöker. Hukuk dağılır. Ve o boşlukta kimler dolaşır biliyor musunuz? Hırsızlar… Tecavüzcüler… Pedofiller… Katiller… Bir toplumun en karanlık yüzleri o boşlukta büyür. Sen ise sadece tepinir durursun. O yüzden mesele yalnızca sınırlar değildir. Sorun dediğimiz sadece harita değildir. Sorun akıldır. Çünkü ülkelerden önce akıl işgali başlıyorsa, toprağına olan çoktan olmuştur. Geriye sadece fark edilmemiş bir yıkım kalır. İçim acıyor. Her ülkenin kendine göre sıkıntısı olur. Tarih boyunca olmuştur da. Ama toplumlar sorunlarını kendi içinde çözer. Çözebilir. Yeter ki akıl yerinde dursun. Ne yazık ki bazen biz de kendi içimizde aklı susturup sloganları konuşturmayı tercih ediyoruz. Oysa sloganlar kalabalık yapar, akıl ise toplum kurar. Çünkü akıl giderse, irade gider. İrade giderse, yön gider. Yön giderse toplum savrulur. Bugün yaşadığımız çağda savaşların biçimi değişti. Silahlar değişti. Ama hedef değişmedi. İnsan. Onun aklı. Onun iradesi. O yüzden bugün en büyük savunma hattı sınırlar değil, zihinlerdir. Aklımıza mukayyet ol Allah’ım. “Kiminizi kiminize ibret olsun diye yarattık” buyurulurken, içerde ve dışarda gördüğümüz manzara gerçekten ibretlik değil mi? Çünkü akıl işgal edilirse… Gerisi zaten kendiliğinden gelir. Saygıyla selamlıyorum


© Habererk