İran üzerinden kurulan büyük yalan
ABD Başkanı Donald Trump son günlerde İran hakkında konuşuyor.
Bir gün “savaşı bitirdik” diyor.
Ertesi gün “İran koşulsuz teslim olmalı” diye tehdit ediyor.
Bir başka gün ise “İran’da vuracak hedef kalmadı” diyerek zafer nutukları atıyor.
Gerçek şu ki bu sözlerin büyük bölümü siyasi propaganda ve psikolojik savaşın parçalarıdır.
Çünkü emperyal siyasetin değişmeyen bir kuralı vardır:
Önce düşman yaratılır, sonra savaş haklı gösterilir.
Bugün hedefte olan ülke Iran’dır.
Dün aynı senaryonun hedefinde Iraq vardı.
George W. Bush yönetimi dünyaya “Irak’ta kitle imha silahları var” diye yalan söyledi. Bu yalan üzerine bir ülke işgal edildi. Yıllar sonra o silahların hiç var olmadığı ortaya çıktı.
Bir devlet yıkılmış, milyonlarca insan hayatını kaybetmişti.
Şimdi aynı sahne yeniden kuruluyor.
Trump çıkıp İran’a “kağıttan kaplan” diyor.
Ama aynı Trump, İran’ı “dünyanın en büyük tehdidi” olarak göstermeye çalışıyor.
Bu çelişki bize tek bir şeyi anlatır:
Amaç gerçekleri anlatmak değildir. Amaç ABD’nin küresel çıkarlarını korumaktır.
Çünkü tarih boyunca ABD yönetimleri Ortadoğu’ya demokrasi götürmek için değil, petrol ve jeopolitik güç için müdahale etmiştir.
Bugün İran’a karşı kullanılan dil, yarın başka bir ülkeye yöneltilecektir.
Çünkü emperyal politikaların değişmeyen yöntemi budur:
Önce yalan propaganda…
Ardından savaş çıkar.
Ve ne yazık ki savaşı liderler çıkarır, Bu coğrafyada bedeli hep halklar öder.
