Güç mü hukuk mu? |
Küresel Düzenin Vicdan Sınavı
Dünya, uluslararası hukukun en ağır sınavlarından birini vermektedir. Güç merkezli siyaset, hukukun ve insan haklarının önüne geçtiğinde ortaya çıkan tablo yalnızca bölgesel değil, küresel bir kriz üretmektedir.
Özellikle Donald Trump döneminde kurumsallaşan ve sonraki süreçte de etkisini sürdüren koşulsuz destek politikaları, Ortadoğu’da diplomasi zeminini daraltmış; güç kullanımını olağanlaştıran bir anlayışı pekiştirmiştir.
Netanyahu Hükümeti ve Tartışmalı Askerî Strateji
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu liderliğinde yürütülen askerî operasyonlar, uluslararası insancıl hukuk bakımından ciddi eleştirilere konu olmaktadır.
Savaş hukukunun temel ilkeleri olan:
gibi prensiplerin ihlal edildiğine dair raporlar, küresel kamuoyunda derin endişe doğurmaktadır. Bu durum yalnızca bölgesel bir çatışma değil, uluslararası sistemin güvenilirliği açısından da bir kırılma anlamına gelmektedir.
Birleşmiş Milletler ve Çifte Standart Tartışması
Birleşmiş Milletler kararlarının veto mekanizmasına takılması, sistemin işlevselliğini sorgulatmaktadır. Uluslararası hukuk, güçlü devletlerin siyasi tercihleri karşısında etkisiz kaldığında meşruiyet zeminini kaybetmektedir.
İnsan hakları ve demokrasi değerlerini küresel ölçekte savunduğunu ifade eden Batılı aktörlerin sessizliği ise “çifte standart” eleştirilerini güçlendirmektedir.
İslam Dünyasının Dağınık Tepkisi
Öte yandan İslam ülkelerinin ortak ve etkili bir diplomatik duruş sergileyememesi de ayrı bir sorun alanıdır. Tepkilerin sınırlı ve dağınık kalması, uluslararası arenada caydırıcı bir etki oluşturmamaktadır.
Sonuç: İlke Mi, Çıkar Mı?
Bugün mesele bir taraf tutma meselesi değildir. Mesele, hukukun güç karşısında eğilip eğilmeyeceğidir.
Eğer uluslararası sistem, güçlü olanın yanında saf tutmaya devam ederse; hukuk metinleri kâğıt üzerinde kalacak, “uluslararası toplum” kavramı içi boş bir retoriğe dönüşecektir.
Adalet, çıkar hesaplarına göre değişmemelidir. Çünkü adalet zedelenirse, yalnızca bir coğrafya değil, bütün insanlık kaybeder.