Şampiyonlar ligine buruk veda
Şampiyonlar Ligi’nde İtalyan devi Juventus’u eleyerek son 16’ya kalıp eski şaşalı günlerine dönüş sinyali veren Galatasaray, çekilen kura sonucu bilindiği üzere Liverpool ile eşleşmişti.
İstanbul’da oynanan ilk maçı kazanarak umutlarını Anfield Road’a taşımayı başarmıştı.
Anfield Road’da oynanan rövanşa oldukça tutuk başlayan ve bu tutukluğu bir türlü üzerinden atamayan Galatasaray, ilk yarıyı Uğurcan Çakır’ın harika performansı sayesinde 1-0 geride kapatmayı başarmıştı. Çünkü ilk yarının bitişine doğru maçın yıldızı olan Szoboszlai’nin düşürülmesi sonucu Salah’ın penaltısını kurtaran başarılı file bekçisi, bununla beraber birçok tehlikeyi de önlemeyi başarmıştı.
Maçın ilk yarısında Konaté’nin koluna darbesi sonucu devreyi zorlukla tamamlayan Osimhen'in 46. dakikada oyundan çıkmasıyla ikinci devre temsilcimiz açısından bir hayli sıkıntılı geçti ve tarihi hezimet yaşamamız muhtemel olan maçta 4-0’lık mağlubiyete şükretmemiz gereken bir oyun sergiledik.
Maçın taktiksel yönüne gelecek olursak, Okan Buruk’u sıklıkla eleştiren biri olarak şunu söylemeliyim ki iki kadro arasındaki gerek kadro değeri gerek kalite farkını baz aldığımızda hangi on birle başlarsak başlayalım, hangi taktiği uygularsak uygulayalım bizim Anfield Road’dan çıkmamız mümkün değildi.
Bu yüzden ne hocayı ne futbolcuları suçlamanın bir manası yok.
Liverpool’a elenmek zaten olasıydı. Bu saatten sonra uzun vadede hedeflerimizden vazgeçmemeli, daha çok çalışmalı, asla yılmamalı ve istikrarlı bir şekilde son 16’larda, çeyrek finallerde olmalıyız.
Sözlerimi burada noktalarken Galatasaray’ı bu sene Avrupa’da göstermiş olduğu mücadeleden ötürü kutluyorum ve bize Türk futbolunun bitmediğini, hâlâ ufak bir kıvılcımla bile bir şeyler başarabildiğimizi gösterdiği için teşekkür ediyorum.
